Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Tabii afetlerle ilgili vergi konuları PDF Yazdır e-Posta
02 Kasım 2011

Image

Geçtiğimiz hafta bu köşede yayımlanan makalede, deprem nedeniyle yapılan bağış ve yardımların vergi matrahından indirimine ilişkin özet açıklamalara yer verilmiş, tabii afetlerin vergi mükelleflerini etkileyen sonuçlarını bir başka makalede incelemek üzere bırakmıştık.

Aşağıda, tabii afetlerden etkilenen işletmelerin yararlanabilecekleri düzenlemelerden bir kısmı özetlenecektir.

1. Mücbir sebep hali ve bazı yükümlülüklerin ertelenmesi

Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak tabii afetler, mücbir sebep hallerinden biridir. Mücbir sebeplerden birinin bulunması halinde, bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlememektedir. Bu çerçevede Van ve çevresinde geçtiğimiz günlerde meydana gelen deprem Gelir İdaresi'nce mücbir sebep sayılmış ve ileride belirlenecek tarihe kadar, beyan ve ödemelerle ilgili sürelerin uzatıldığı ilan edilmiştir.

2. Zayi olan veya değer kaybeden kıymetler

a) Zayi olan veya değer kaybeden ticari mallar

Deprem ve benzeri tabii afetler nedeniyle, değerinde önemli bir azalma olan malların değerleme ölçüsü emsal bedeldir.

Vergi Usul Kanunu'nda sırasıyla; ortalama fiyat esası, maliyet bedeli esası ve takdir esası olmak üzere üç emsal bedel değerleme ölçüsü sayılmakla birlikte, depremde hasara uğrayarak değer kaybeden mallar için pratik olarak çoğunlukla tek uygulanabilir ölçü takdir esası olmaktadır.

Bu çerçevede tabii afetlerde hasar görmesi nedeniyle değer kaybeden ve değerleme gününde işletme stoklarında bulunan malların değer düşüklüğünün kazancın tespitinde dikkate alınabilmesi için takdir komisyonuna değerletilmesi gerekmektedir.

Değerleme gününe kadar satılarak işletmeden çıkan mallar için takdir kararına veya başka bir işleme gerek yoktur. Bu malların satış zararı zaten kazancın tespitinde dikkate alınmış olmaktadır.

Gördüğü hasar nedeniyle değerini tamamen kaybeden ticari mallar için mutlaka takdir komisyonu kararına ihtiyaç vardır. Takdir komisyonu kararına dayanılarak, zayi olan mal bedellerinin kazancın tespitinde dikkate alınması mümkündür.

Katma Değer Vergisi Kanunu'nda yer alan özel düzenleme nedeniyle, depremde zayi olan mallar nedeniyle yüklenilen katma değer vergisinin indirimine bir engel yoktur. Dolayısıyla herhangi bir KDV düzeltmesi yapılması gerekmemektedir.

b) Zayi olan veya değer kaybeden sabit kıymetler

Deprem ve benzeri afetler nedeniyle değerini tamamen veya kısmen kaybeden sabit kıymetler için fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispeti uygulanabilmektedir.

Bu kapsamda depremde sabit kıymetleri tamamen veya kısmen değer kaybına uğrayanların, sabit kıymetin değerinin takdiri için takdir komisyonuna, fevkalade amortisman nispeti tespiti için de gerekli diğer dokümanlarla birlikte Maliye Bakanlığı'na başvurmaları gerekmektedir. Maliye Bakanlığı başvuru üzerine mahallinde inceleme yaptırmakta, takdir komisyonu kararına istinaden zarar gören sabit kıymetin hurda değeri ile net aktif değeri arasındaki farkın zarar yazılmasına izin vermektedir.

Fevkalade amortisman için alınması gereken izin uzun bir prosedürü gerektirmekte, işlemlerin tamamlanması zaman zaman birden fazla yıla yayılabilmektedir. Bu nedenle, amortisman süresinin sonuna yaklaşan kıymetler için normal amortisman ayrılmasına devam edilmesi veya satılması planlanan sabit kıymetler için satışın beklenmesi de alternatif işlemler olarak değerlendirilebilir.

Depremde zayi olan mallar gibi sabit kıymetler için de herhangi bir KDV düzeltmesine ihtiyaç bulunmamaktadır.

c) Zarar gören sabit kıymetlerin tamir ve bakım giderleri

Depremde zarar gören sabit kıymetler için yapılan normal tamir giderlerinin, doğrudan gider kaydedilmesi gerekir.

Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, sabit kıymetin iktisadi değerini devamlı olarak artıran giderlerin ise maliyete eklenmesi ve amortisman yoluyla giderleştirilmesi gerekir.

d) Zayi olan veya değer kaybeden sabit kıymetler nedeniyle alınan sigorta tazminatları

Deprem ve benzeri afetler nedeniyle hasar gören veya zayi olan sabit kıymetler için alınan sigorta tazminatı, sabit kıymetin net defter değerinden fazla veya eksik olduğu takdirde, fark kar veya zarar yazılır.

Deprem nedeniyle değer kaybeden sabit kıymetler için sigorta tazminatı alınması durumunda ayrıca fevkalade amortisman için başvurmaya gerek yoktur. Bu durumda yukarıda belirtildiği gibi alınan tazminatla sabit kıymetin net defter değerinin karşılaştırılıp olumsuz farkın zarar yazılması mümkündür.

Öte yandan, sigortadan alınan tazminatın, hasar gören sabit kıymetin net defter değerinden büyük olması durumunda, ortaya çıkan kar için yenileme fonu ayrılmasına engel yoktur.

e) Zayi olan veya değer kaybeden mallar nedeniyle alınan sigorta tazminatları

Zayi olan mallar için alınan sigorta tazminatlarının, zayi olan malların değerinden fazla olması halinde, bu fazlalık kâra alınır.

3. Defter ve belgelerin zayi olması

Yasal defter ve belgelerin muhafaza ve istendiğinde ibraz edilmemesi, başta gelir/kurumlar vergisi matrahının belirlenmesi ve KDV indirimi olmak üzere birçok vergi uygulamasında önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Bu nedenle, deprem nedeniyle defter ve belgeleri zayi olanların, olası ciddi risklerle karşılaşmamak için, durumu ilgili kurum ve kuruluşlar yanında, Ticaret Mahkemesi'nden alacakları karar ve belgelerle belgelendirmeleri gerekmektedir.

4. İhraç kayıtlı malların süresinde ihraç edilememesi halinde ek süre talebi

Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11'inci maddesi gereği;

· İhracatçılar, imalatçılar tarafından ihraç edilmek koşuluyla teslim ettikleri mallara ilişkin katma değer vergisini ödememekte,

· Mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil edilmekte,

· Söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ayın başından itibaren 3 ay içinde ihraç edilmesi halinde ise, tecil edilen vergi terkin edilmektedir.

İhracatın 3 ay içinde ihracatçı tarafından gerçekleştirilmemesi halinde, tecil olunan verginin tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren gecikme zammıyla birlikte imalatçı tarafından vergi idaresine ödenmesi gerekmektedir. Ancak çeşitli nedenlerle ihracatını 3 ay içinde gerçekleştiremeyen ihracatçı firmalar ve ihraç kaydıyla mal teslim eden mükellefler için ek süre verilmesi hususunda 112 seri no.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği'nde düzenlemeler yapılmıştır.

Tebliğde yapılan düzenlemeye göre, ihraç kaydıyla mal alımında bulunan ve bu malları 3 aylık yasal süre içinde mücbir sebepler ve beklenmedik durumlara bağlı olarak ihraç edemeyen ihracatçı firmalar ek süre talep edebilmektedir.

Buna göre; ihraç kaydıyla mal alımında bulunan ve deprem nedeniyle bu malları 3 aylık yasal süre içinde ihraç edemeyen ihracatçı firmaların ek süre talep etmeleri mümkündür.

İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihracatının, teslim tarihini takip eden ayın başından itibaren 3 aylık yasal süre içinde gerçekleşmemesi halinde, yasal sürenin bittiği tarihten itibaren on beş gün içinde ihracatçı tarafından "ek süre talep dilekçesi" düzenlenerek, ihracatçının bağlı olduğu vergi dairesine, vergi dairesi başkanlığına veya defterdarlığa başvurulmalıdır. Süresinden sonra yapılan ek süre talepleri değerlendirmeye alınmamaktadır.

Ek süre dilekçesinde mücbir sebebin belirtilmesi ve dilekçe eki olarak "ihraç kaydıyla teslime ait faturanın" örneğinin ilave edilmesi gerekmektedir.

KDVK' nda öngörülen ek süre 3 ay ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle, 3 aydan az ek süre isteyen ve bu talebi kabul edilen mükellefler hariç olmak üzere, 3 aylık ek süre içinde ihracatın gerçekleştirilememesi halinde ikinci bir ek süre verilmemektedir.

Recep Bıyık

http://www.dunya.com/recep-biyik_106_0_yazar.html

------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yukarıda yer verilen açıklamalar, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir. Özdoğrular smmm ltd. şti./ www.ozdogrular.com, işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.