Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Madencilik Mevzuatında Tüm Bilinmeyenler PDF Yazdır e-Posta
20 Temmuz 2011

Son dönemde yaşanan olumsuz olaylar ile gündeme gelen Maden Kanunu, Anayasa Mahkemesi’nin bazı maddeleri iptal etmesi ile birlikte, Haziran ayında yapılan TBMM Genel Kurulu’nda  değişikliğe uğradı.

Yapılan değişiklikler, bazı idari makamlar arasında yetki devirleri yapılması ve muallakta olan durumların netleşmesini sağlamakla birlikte, Türk Maden Hukuku’nun sistematiğini değiştirmedi.
 
''Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'' TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, 10.06.2010 tarihinde 5995 sayılı kanun numarası ile yasalaştı. Maden Kanunu’na ilişkin değişiklik tasarısının hazırlanması aşamasında, hem madencilerin hem de çevreci örgütlerinin kendileri açısından sorun olarak gördükleri birçok madde üzerinde ciddi tartışmalar yaşandığı çeşitli platformlarda yer alan yayınlarla da görülmüştür.
 
 Türk Maden Hukuku sistematiği
 
Madenler, devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arazinin mülkiyetine tabi değildir. Ancak, medeni hakları kullanmaya ehil T.C. vatandaşlarına, madencilik yapabileceği, kuruluşunda yazılı Türkiye Cumhuriyeti Kanunları’na göre kurulmuş tüzelkişiliği haiz şirketlere, bu hususta yetkisi bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri ile müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine maden hakkı verilmesi mümkündür. Bu hak, 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca temin edilecek bir hak olup, hakkın kullanımı hususunun genel çerçevesini de, aynı Kanun belirlemektedir. Ancak, madencilik yapılacak sahanın nitelikleri de göz önünde bulundurulmalı (Örneğin; orman alanı, mera alanı, imarlı saha, sit alanı, askeri bölge vs.) bu sahalara ilişkin özel düzenlemelere de riayet edilmelidir.
 
 İlk müracaat ve ruhsatlandırma
 
Madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için öncelikle maden arama ve/veya maden işletme ruhsatlarının temini gerekmektedir. Arama ruhsatı ve sertifika süresi üç yıldır, ancak bazı tür madenler (IV. Grup) için bu sürenin uzatılması mümkündür. Arama ruhsat süresi sonuna kadar, tespit edilen madenin rezerv bilgilerini de içeren arama faaliyet raporu, en az bir maden mühendisi tarafından hazırlanan faaliyet sonrası işletme alanının çevre ile uyumlu hale getirilmesini de içeren, işletme projesi ve talep harcının ödendiğine dair belge ile müracaatta bulunulması halinde işletme ruhsatı hakkı doğar. İşletme ruhsatı süresi ise, madenler bakımından farklılık göstermektedir.
 
 Faaliyete geçilebilmesi
 
Arama ruhsatının temini arama faaliyeti için yeterli ise de, işletme faaliyeti için sadece bu ruhsat ve iznin temini yeterli değildir. Bu aşamada gereken diğer bir belge faaliyetin yürütüleceği tesis için bir işyeri açma ve çalışma ruhsatı olup, bu kapsamda faaliyetin çevreye olası zararı ve etkisi hakkında hazırlanmış bir Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü (ÇED) Belgesi de ihtiyaç dahilindedir.
 
İşyeri açma ve çalışma ruhsatı: Maden faaliyetleri çevresinde bulunanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden az veya çok zarar veren veya vermesi muhtemel olan ya da doğal kaynakların kirlenmesine sebep olabilecek müesseseleri konu aldığından, bu işletmeler için İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’ de hüküm bulan Gayrısıhhi Müessese Ruhsatı’nın alınması gerekmektedir. Bu ruhsatı veren makam maden kanunu değişikliği ile İl Özel İdarelerine verilmiştir. Gayrisıhhi müesseseler de 3 sınıfa ayrılmış olup, hangi tür müessesenin hangi sınıfa tabi olduğu yine anılan Yönetmelik’te belirtilmiştir. Bu sınıf ayrımının sebebi, her bir sınıf için ayrı şartların söz konusu olması ve ayrı yükümlülükler öngörülmesidir.
 
 ÇED süreci: Madencilik faaliyetleri niteliği gereği, çevreye zarar verebilecek faaliyetlerden olduğundan ötürü; gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar yapılmasını gerektirmektedir. Bu çalışmalara Çevresel Etki Değerlendirmesi denilmektedir. Bu süreçle ilgili olarak yapılması gerekenler, Çevre ve Orman Bakanlığı’na başvuru yapılması, halkın proje hakkında bilgilendirilmesi, rapor hazırlanması ve raporun Bakanlığa teslimi olarak saymak mümkündür. Bakanlık, proje için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" ya da "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" kararı verir, bu kararı proje sahibine ve ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini ve halkın görüş ve önerilerinin nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu’na yansıtıldığını uygun araçlarla halka duyurur.
 
Yeni değişikliklerle idari makamlar arasında yetki devirleri yapıldı
 
10.06.2010 TBMM Genel Kurulu’nda getirilen değişiklikler ile, temel sistematiği değiştirmeyip sadece bazı idari makamlar arasında yetki devirleri yapılmış, eski yasada muallak olarak nitelenebilecek bazı hükümlere açıklık getirilmiştir. Kısa başlıklar halinde sıralarsak yeni getirilen veya küçük değişiklikler yapılan hükümler şöyledir:

•Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleriyle, bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere, Orman Kanunu hükümleri uygulanacak.
•Yaban hayatını koruma ve geliştirme sahalarında maden arama ve işletme faaliyetleriyle, bu faaliyetler için gerekli geçici tesislere çevresel etki değerlendirme raporunda belirlenen esaslar dahilinde izin verilecek.
•İçme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte, galeri usulü patlama yapılmaması ve alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla, madencilik faaliyetlerine izin verilebilecek. 2000 metreden sonraki koruma alanı için de, çevresel etki değerlendirme raporuna göre uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilecek.
•Maden üretim faaliyetleriyle, bu faaliyetlere dayalı ruhsat sahasındaki tesisler için iş yeri açma ve çalışma ruhsatları il özel idareleri tarafından verilecek. İmar alanları içinde kalan madencilik faaliyetleri ise, ilgili yerel merciden izin alınarak yapılabilecek.
•Madencilik faaliyetleriyle ilgili, mühendislerce hazırlanan projelerin il özel idaresine verilmesi zorunlu olacak. Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunan teknik elemanlar uyarılacak. Yanıltıcı beyanların 3 yıl içinde tekrarlanması halinde teknik elemanların beyanları 1 yıl süreyle geçersiz sayılacak.
•Sevk fişi olmadan maden sevkiyatı tespit edildiğinde madene el konulacak, madenin ocak başı satış bedelinin 5 katı tutarında idari para cezası uygulanacak.
•Ruhsat olmadan ya da başkasına ait ruhsat alanı içerisinde üretim yapıldığının tespiti halinde faaliyetler durdurularak, üretilen madene el konulacak. Bu eylemi gerçekleştirenler hakkında, üretilmiş olan ve el konulma imkanı ortadan kalkmış olan madenlerin ocak başı fiyatının 2 katı tutarında para cezası verilecek. El konulan madenler mülki idare amirliklerince satılacak, bedeli il özel idare hesabına aktarılacak.

Devlet hakkı yüzde 1 ile 4 arasında değişiyor

Maden üretiminde devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınacak. Üretilen madenin ham madde olarak kullanılması veya satılması halinde, aynı pazar ortamında madenin işletmelerdeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatı olacak. Bu fiyat, emsallerinden az olamayacak. Maden üretiminden alınacak devlet hakkı, yüzde 1 ile 4 arasında değişiyor Ruhsat sahibince devlet hakkının yüzde 25'i ruhsatın bulunduğu il özel idaresine, yüzde 25'i Köylere Hizmet Götürme Birlikleri hesabına, kalan yüzde 50'si de Hazine hesabına yatırılacak.
 

Faaliyetlerin belirtilen dönemde gerçekleşmemesi halinde ruhsatlar iptal edilecek

Maden arama ruhsatının düzenlenmesinden sonraki ilk bir yıl ön arama dönemi olacak. Ön arama dönemi sonuna kadar, maden arama projesinde yer alan faaliyetlerin tamamlandığını belirten raporun hazırlanması zorunlu olacak. Söz konusu raporun ardından genel arama dönemi başlamasına hak sağlanacak. Bu dönem sonunda da faaliyetlere ilişkin rapor hazırlanacak. Aksi halde ruhsat iptal edilecek. Arama dönemleri ile ilgili proje, arama faaliyet raporları ve diğer belgeler, yapılan çalışmaların niteliği dikkate alınarak jeoloji, jeofizik, maden mühendislerince hazırlanacak Maden arama projelerindeki eksikler, yapılan bildirimden itibaren 3 ay içinde tamamlanabilecek. Eksiklerini verilen sürede gidermeyenlerin teminatları iki katına çıkarılacak ve süre 3 ay daha uzatılacak.

Maden işletme faaliyetleri, maden mühendisi nezaretinde yapılacak
 
Yeraltı üretim yöntemi ile çalışan işletmeler ile en az 15 işçi çalıştıran açık işletmeler asgari bir maden mühendisini daimi olarak istihdam etmek zorunda olacak. Maden ruhsat sahiplerinin ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilere yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar, rödövansçıya ait olacak. Bu durum, ruhsat sahibinin Maden Kanunu'ndan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak/ Baran Umut Baycan/Muhasebe Vergi