Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Yedek Akçeler Yazdır e-Posta
17 Kasım 2012
Image

I- GİRİŞ

İşletmelerin kârı esas olarak üç parçaya ayrılır. Kârın bir bölümü mali kanunlar uyarınca Devlet’e vergi olarak ödenir, bir bölümü işletmenin devamını ve gelişmesini sağlamak üzere yedek akçe olarak ayrılır, kalan bölümü de ortaklara kâr payı olarak dağıtılır. Görüldüğü üzere yedek akçe elde edilen şirket kârının dağıtılmayarak işletme bünyesinde bırakılan kısmıdır.

Yedek akçeler işletmenin devamlığı ve gelişmesini sağlamak, borçların zamanında ödenmesini temin ederek, alacaklıların haklarını korumak, iş hayatındaki belirsizliklerden kaynaklanan riskleri azaltmak, gelecekteki olası zararları karşılamak, kâr dağıtımında istikrar sağlamak ve iş hacminin gelişmesi nedeniyle artacak işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak gibi nedenlerle ayrılmaktadır.

Bilindiği üzere, ülkemizde uygulanmakta olan TTK yenilenmiş, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu özel belirleme yapılan maddeleri dışında 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir(1) (Anılan Kanun yazının ilerleyen bölümlerinde kısaca TTK olarak anılacaktır.).

Yedek akçeler kanun hükümleri gereği olarak, ana sözleşmeye dayanılarak veya genel kurul kararlarıyla ayrılabilir. Kanun hükümleri uyarınca ayrılan yedek akçeler kanuni yedek akçe olarak adlandırılır. Kanuni yedek akçelerin ayrılması zorunlu olup, bu ayrım yapılmadan pay sahiplerine kâr dağıtımı yapılamaz.  Kanuni yedek akçeye ilişkin hükümler TTK’nın 519 ve 520. maddelerinde yer almaktadır.

Ana sözleşme uyarınca ayrılan yedek akçeler ihtiyari yedek akçe olarak adlandırılmaktadır. Uygulamada ihtiyari yedek akçe yerine statü yedekleri kavramı da kullanılmaktadır. İhtiyari yedek akçe TTK’nın 521 ve 522. maddelerinde “Şirketin İsteği ile Ayırdığı Yedek Akçe” kenar başlığı altında düzenlenmiştir.

Genel kurul kararıyla ayrılan yedek akçeler ise olağanüstü yedek akçe olarak adlandırılır. Genel Kurul Kararıyla ayrılabilecek yedek akçeler TTK’nın 523. maddesinde hüküm altına alınmıştır.

TTK’nın 523. maddesinde kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payının belirlenemeyeceği, 608. maddesinde de kâr payı dağıtımına ancak, Kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebileceği hükümleri yer almaktadır.

Ayrıca TTK’nın 610. maddesinde anonim şirketlere ilişkin 514 ila 527. madde hükümlerinin limited şirketler hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır(2).

II- KANUNİ YEDEK AKÇE

Kanuni yedek akçe; TTK’nın 519. maddesinde genel kanuni yedek akçe, 520. maddesinde de anonim şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayrılan yedek akçe ve yeniden değerleme fonları kenar başlıkları altında düzenlenmiştir.

A- GENEL KANUNİ YEDEK AKÇE

Genel kanuni yedek akçenin düzenlendiği TTK’nın 519. madde hükmü eski TTK’nın 466. maddesindeki hükümle özünde aynıdır. Eski düzenlemede “umumi yedek akçe” ifadesi kullanılmışken yeni hükümde “genel kanuni yedek akçe” kavramı kullanılmıştır. Ayrıca eski hükümdeki “safi kâr kavramı” yerini yeni hükümde “yıllık kâr” kavramına bırakmıştır.

TTK’nın 519. maddesinin birinci fıkrasına göre; yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçe olarak ayrılacaktır. Bu birinci tertip kanuni yedek akçedir.

Birinci tertip kanuni yedek akçenin matrahı olan kârın vergi öncesi mi yoksa vergi sonrası kâr mı olduğu konusunda bugüne kadar görüş birliği oluşmamış, uygulamada her iki tanıma göre de yedek akçe ayrılmıştır.

TTK’nın 509. maddesinin 2. fıkrasında kâr payının ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabileceği hükmüne yer verilmiştir. Kanun’un 519. maddesinde de yılık kârın yüzde beşinin, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılacağı esası getirilmiştir. Yıllık kâr ise, yıllık bilançoya göre belirlenir (md. 508).

Net dönem kârı ifadesinin kullanıldığı 509. maddenin gerekçesinde net dönem kârından kastın bilanço zararı düşüldükten sonra kalan kâr olduğu ifade edilmiş, bu kârın vergi öncesi mi yoksa vergi sonrası kâr mı olduğu hususunun bir şirketler hukuku sorunu olmadığı açıklanmıştır.

Görüldüğü üzere birinci tertip yedek akçenin ayrılacağı kârın, vergi öncesi veya vergi sonrası kâr mı olduğu hususu yeni Kanunla da netlik kazanmamıştır. Genel kanuni yedek akçenin vergi öncesi kârdan ayrılması daha fazla yedek akçe ayrılmasın sağlayacağından işletmelerin devamlılığı açısından daha anlamlıdır.

Ayrıca aşağıdaki tutarlarda ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşılmış olsa dahi genel kanuni yedek akçeye eklenecektir. Bu kalemlere ilişkin hükümlerde eski düzenlemeyle aynıdır.

a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı, genel kanuni yedek akçeye eklenir. Bu tutar uygulamada emisyon primi olarak adlandırılmaktır.

b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı genel kanuni yedek akçeye eklenir. Bu tutar uygulamada hisse senedi iptal kârı (ıskat kazancı) olarak adlandırılmakta olup, özünde emisyon primiyle aynıdır.

c) Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye eklenecektir. Bu tutar uygulamada ikinci tertip kanuni yedek akçe olarak adlandırılmaktadır.

Eski TTK’nın 466. maddesinde ikinci tertip yedek akçeye ilişkin olarak “dağıtılması kararlaştırılan kısmın onda biri” ifadesinin kullanılması uygulamada iki farklı görüşün oluşmasına yol açmıştır. Bu görüşlerden birincisi “ikinci tertip yedek akçe dağıtılması kararlaştırılan kısmın onda biridir” ikincisi de “ikinci tertip yedek akçe dağıtılacak kâr tutarının on bir de biridir” şeklindedir. Bu görüşler arasındaki fark birincisinde pay sahiplerine daha fazla kârın dağıtılması, ikincisinde de işletmede daha fazla yedek akçe ayrılmasını sağlamasıdır. Son dönemlerde yapılan uygulamada ikinci tertip yedek akçenin dağıtılması kararlaştırılan kısmın onda biri olduğu yönündeki uygulama ağırlık kazanmıştır.

Yeni TTK’da ise pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onunun genel kanuni yedek akçeye ekleneceği hükme bağlanmıştır. Böylece ikinci tertip kanuni yedek akçenin nasıl ayrılacağına ilişkin tartışma son yıllarda ağırlık kazanan görüş doğrultusunda çözüme kavuşmuştur.

Ayrıca genel kanuni yedek akçenin kullanılmasına ilişkin olarak “Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir.” hükmü yeni kanunda da aynen muhafaza edilmiştir. Keza ikinci tertip yedek akçe ayrılmasına ilişkin hükümle, genel kanuni yedek akçenin kullanımına ilişkin hüküm yeni Kanun’a göre de holding şirketler hakkında uygulanmayacaktır. 

Özel kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçelerine ilişkin hükümlerin saklı tutulması uygulaması da devam etmektedir. www.ozdogrular.com

B- ANONİM ŞİRKETİN İKTİSAP ETTİĞİ KENDİ PAY SENETLERİ İÇİN AYRILAN YEDEK AKÇE VE YENİDEN DEĞERLEME FONLARI

TTK’nın 520. maddesinin birinci fıkrasında anonim şirketlerin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayıracakları yedek akçeye ilişkin düzenleme yapılmış, ikinci fıkrada ise yeniden değerleme fonları ile ilgili mevzuat gereği pasifte yer alan diğer fonların nasıl kullanabileceği hükme bağlanmıştır.

Söz konusu madde yeni TTK ile getirilen bir uygulamadır. Anonim şirketin iktisap ettiği payları için iktisap tarihinde ve iktisap değeri esas alınarak yedek akçe ayrılması söz konusudur. Bu yedek akçelerin, söz konusu paylar devredildikleri veya yok edildikleri takdirde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülmeleri öngörülmüştür.

Anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap etmesine ilişkin hükümler TTK’nın 379 ila 387. maddelerinde yer almaktadır. Bu hükümlere göre; her anonim şirket, genel kurulunun yönetim kuruluna verdiği yetkiye dayanarak sermayesinin yüzde onunu aşmamak koşuluyla kendi paylarını iktisap ve rehin olarak kabul edebilir. Anonim şirket kendi paylarını yakın ve ciddi bir kaybı önlemek amacıyla genel kurulunun yetkilendirme kararı olmadan da iktisap edebilir. Anonim şirketler bu haller dışında 382. madde de yer alan istisnaların varlığı halinde de paylarını iktisap edebilirler. Öte yandan bir anonim şirketin bedellerinin tamamı ödenmiş olmak koşuluyla kendi paylarını ivazsız olarak iktisap etmesi serbesttir (md. 383).

Limited şirketler yönünden şirketin kendi esas sermaye payını iktisap etmesine ilişkin düzenleme ise Türk Ticaret Kanunu’nun 612. maddesinde yer almaktadır. Bu maddenin birinci fıkrasına göre; şirket kendi esas sermaye paylarını, sadece, bunları alabilmek için gerekli tutarda serbestçe kullanabileceği öz kaynaklara sahipse ve alacağı payların itibari değerlerinin toplamı esas sermayenin yüzde 10’unu aşmıyorsa iktisap edebilir. Maddenin üçüncü fıkrasında ise şirketin kendi esas sermaye payları için ödediği tutar kadar yedek akçe ayırması öngörülmüştür.

TTK’nın 520. maddesinin ikinci fıkrasında yeniden değerleme fonu ile ilgili mevzuat uyarınca pasifte yer alan diğer fonların, sermayeye dönüştürüldükleri ve yeniden değerlendirilen aktifler amorti edildikleri veya devredildikleri takdirde çözülebileceği hükme bağlanmıştır.

Yeniden değerleme uygulamasına mali kanunlar yönünden son verilip, enflasyon düzeltmesine geçilmiştir. Bununla birlikte yeni TTK uyarınca finansal tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına göre çıkarılması ve ticari kârında bu kapsamda belirlenmesi söz konusudur.

Maddi Duran Varlıklar TMS-16 uyarınca maddi duran varlıklarda aktifleştirme sonrası değerleme, tercihe bağlı olarak maliyet modeli veya yeniden değerleme modelinden birisiyle yapılacaktır. Yeniden değerleme modelinin seçilmesi halinde varlığın defter değeri yeniden değerleme sonucunda artarsa bu artış, öz kaynak hesap grubunda yeniden değerleme değer artışı adı altında gösterilmek durumundadır. Pasifte yer alan diğer fonlar ise mali mevzuat yönünden sadece sermayeye eklenebilen ve ilgili hesapta bekletilmesi öngörülen tutarlardır. TTK’nın 520. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm söz konusu fonların dağıtılmasını önlemeye yönelik bir düzenlemedir.

III- ŞİRKETİN İSTEĞİ İLE AYIRDIĞI YEDEK AKÇE   

A- GENEL OLARAK

Eski TTK’nın 467. maddesinde yer alan ihtiyari yedek akçe TTK’da “Şirketin İsteği İle Ayırdığı Yedek Akçe” kenar başlığı ile yer almış ve buna ilişkin düzenleme 521. madde de yapılmıştır.  İki madde hükmü arasında özünde bir farklılık yoktur.

İhtiyari yedek akçeler esas sözleşmeye göre ayrılmaktadır. TTK’nın 521. maddesinde “Yedek akçeye yıllık kârın yüzde beşinden fazla bir tutarın ayrılacağı ve yedek akçenin ödenmiş sermayenin yüzde yirmisini aşabileceği hakkında esas sözleşmeye hüküm konabilir. Esas sözleşme ile başka yedek akçe ayrılması da öngörülebilir ve bunların özgülenme amacıyla harcanma yolları ve şartları belirlenebilir.” hükmü yer almaktadır.

B- ÇALIŞANLAR VE İŞÇİLER LEHİNE YARDIM AKÇESİ

Türk Ticaret Kanunu’nun 522. maddesinde şirketin isteği ile ayırdığı yedek akçe kenar başlığı altında çalışanlar ve işçiler lehine yardım akçesi ayrılabileceği de hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm eski Türk Ticaret Kanunu’nun 468. maddesi ile özünde aynıdır.

TTK’nın 521. maddesinin birinci fıkrasına göre, esas sözleşmede şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri için yardım kuruluşları kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya bu amacı taşıyan kamu tüzel kişilerine verilmek üzere yedek akçe ayrılabilecektir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında da yardım amacına özgülenen yedek akçelerin ve diğer malların şirketten ayrılması suretiyle bir vakıf veya kooperatif kurulması zorunluluğu getirilmiştir. Vakıf senedinde, vakıf malvarlığının şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı da öngörülebilir. www.ozdogrular.com

IV- OLAĞANÜSTÜ YEDEK AKÇE

Olağanüstü yedek akçe şirket genel kurulu kararıyla ayrılan tutardır. TTK’da ayrıca bir kenar başlık altında yer almamış, kâr payı ile yedek akçeler arasındaki ilgiye ilişki 523. madde de hükme bağlanmıştır. Limited şirketler yönünden de 608. madde de benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir.

TTK’nın 523. maddesinin ikinci fıkrasına göre genel kurul;

● Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse,

● Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa

Kanun’da ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir.

Ayrıca aynı maddenin üçüncü fıkrasında genel kurula; esas sözleşmede hüküm bulunmasa bile, şirketin işçileri için yardım sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere, bilanço kârından yedek akçe ayırabilme yetkisi de verilmiştir.

Öte yandan limited şirketlerin ayıracakları olağanüstü yedek akçeler yönünden de 608. maddede anonim şirketlere ilişkin 523. madde de yer alan düzenlemeye benzer hükümlere yer verilmiştir. Söz konusu 608. maddenin üçüncü fıkrasına göre; şirket genel kurulu, Kanun ya da şirket sözleşmesinde öngörülmeyen veya öngörüleni aşan tutarlarda yedek akçelerin ayrılmasına sadece;

● Zararların karşılanması için gerekliyse,

● Şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacı ciddi bir şekilde ortaya konulmuşsa, bütün ortakların menfaati böyle bir yedek akçe ayrılmasını haklı gösteriyorsa ve bu hususlar şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmişse

karar verebilir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 523. maddesi eski Türk Ticaret Kanunu’nun 469. maddesinden alınmış olup, özü itibariyle aynıdır.  Türk Ticaret Kanunu’nun 608. maddesi ise eski Kanundaki 533. maddesinin yerini almıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun 608. maddesinin üçüncü fıkradaki düzenleme olağanüstü yedek akçe ayrılmasını koşullara bağlayarak kâr payını korumak amacıyla yapılmıştır. Olağanüstü yedek akçe ayrılması yönünde limited şirket genel kurul yetkilerinin daha dar tutulduğunu söylemek mümkündür.  www.ozdogrular.com

V- SONUÇ

Bu yazıda yeni TTK’nın yedek akçelere ilişkin hükümleri ele alınmıştır. Yeni getirilen müesseselere ilişkin düzenlemeler dışında, yedek akçelere ilişkin hükümlerin özünde korunduğu, uygulamada tereddüt yaratan bazı hususlara açıklık getirildiği söylenebilir.

Mehmet Emin AKYOL*
Yaklaşım / Ekim 2012 / Sayı: 238

*           Vergi Başmüfettişi (E. Baş Hesap Uzmanı)

(1)         Yeni TTK genel olarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun’un geçici 2 ve 3. maddeleri yayım tarihi olan 14.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1524. madde, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl sonra, Türkiye Muhasebe Standartları ile ilgili hükümler 01.01.2013 tarihinden itibaren, anonim şirketlerin denetlenmesine ilişkin 397-406. maddeler ise 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girecektir.

(2)         TTK’nın 524, 525 ve 526. maddeleri 6335 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle 610. maddeye göre limited şirketler hakkında 514 ila 523. maddelerin uygulanması söz konusudur. Ancak bu değişiklik yedek akçeleri kapsamamaktadır.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yukarıda yer verilen açıklamalar, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir. Özdoğrular smmm ltd. şti./ www.ozdogrular.com, işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.