Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Yapı Kooperatiflerinde Ortakların Yaptıkları Ödemeler ve Muhasebe Kayıtları Yazdır e-Posta
16 Kasım 2011

Image

Yapı kooperatiflerinde ortaklar, gerek kanundan gerekse anasözleşmelerden kaynaklanan ödemeler yapmaktadır.

I- GİRİŞ

Bunların bir kısmı tüm ortaklara ilişkin yükümlülükler olup bir kısmı ise belli kıstaslara uyan ortaklarca yapılan ödemelerdir.

Ortaklarca yapılan bu ödemelerin sınıflandırılması, içeriğinin tam olarak anlaşılması ve nasıl kaydedilmesi gerektiğinin bilinmesi, ileride ortakların kooperatifle kesin hesaplarının kapatılması, tapularının alınması veya ayrılmaları durumunda kooperatiften olan alacaklarının belirlenmesinde yararlı olacaktır.

II- ORTAKLARCA YAPILAN ÖDEMELER

Yapı kooperatiflerinde ortaklar kooperatife çeşitli adlar altında ödeme yapmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz; Sermaye, mevduat, ek ödeme, şerefiye, sonradan ortak olanlardan, genel kurul kararıyla alınan giriş aidatı ile diğer ortakların o güne kadar ödediği tutar arasındaki fark, ödenen veya tahakkuk gecikme faizleri ve/veya gecikme cezaları, bağışlar.

Yukarıda sıraladığımız ödeme çeşitlerinin tanımlanması, mevzuat kapsamında değerlendirilmesi uygun olacaktır.

A- SERMAYE

Kooperatifler Kanunu’nun 1. maddesine göre kooperatifler “değişir sermayeli” ortaklıklardır. Anonim şirketlerdeki gibi esas sermaye, kayıtlı sermaye kavramları kooperatiflerde kullanılmamaktadır.

Kooperatifler Kanunu’nun 2. maddesine göre ise kooperatiflerde sermaye miktarı sınırlandırılamaz. Diğer taraftan bir ortaklık payının değeri 100 TL olup, bir ortağın en fazla 5000 pay alabileceği, yani bir ortağın en fazla 500.000 TL sermaye koyabileceği belirtilmiştir.

Kooperatiflerde sermaye, eğer anasözleşmede izin verilmişse ayni sermaye şeklinde de olabilir. Ayni sermayenin değeri genel kurulca belirlenen bilirkişi heyeti tarafından tespit edilir ve heyet tarafından belirlenen değer genel kurulca değerlendirilerek kabul edilir.

Taahhüt edilen sermayenin ödenme şekli de anasözleşmede gösterilmekte olup sermayenin en az ¼’ünün peşin ödenmesi kanunen zorunludur.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan örnek anasözleşmelerde taahhüt edilen sermayenin en az ¼’ünün peşin ödenmesi zorunlu kılınmış, ayni sermayeye izin verilmemiştir. Diğer taraftan, ödenmeyen sermaye bedellerinin yönetim kurulunca belirlenecek taksitler dahilinde bir yıl içerisinde tahsil edileceği ifade edilmiştir.

Buna göre, kişiler kooperatife ortak olduktan sonra bir yıl içerisinde sermayelerinin tamamını aylık eşit taksitler halinde ödemiş olmaları gerekmektedir. Uygulamada genellikle, sermaye çok düşük olduğu için sermayenin tamamı için bir defada ödeme yapılmaktadır.

Bunun dışında ortakların istedikleri zaman sermaye artırımına gitmeleri mümkün olmakla birlikte, yapı kooperatiflerinde taahhüt edilen sermaye payları, kooperatifçe yapılan konutlarla paralellik arz etmektedir; kaç tane sermaye payı taahhüt edilmişse, o kadar konut için ödeme tahsil edilmektedir. Öte yandan, bu iki husus arasında mevzuatta yazılı hukuki bir bağın olmadığını daha önce “sorunlar” bölümünde belirtmiştik.

Bir kooperatif ortağının 1 ortaklık payı taahhüt ettiği, 25 TL’lik kısmını peşin ödediği, kalan 75 TL’lik kısmını 12 eşit taksitte aylık olarak ödediğini varsayarsak muhasebe işlemleri aşağıdaki gibi olur.

____________________ / ________________________

501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE                        100.000

                500 SERMAYE                                           100.000

Sermayenin Taahhüdü

____________________ / ________________________

102 BANKA                                                         25.000

                501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE                        25.000

Sermayenin peşin ödenen kısmı.

____________________ / ________________________

102 BANKA                                                         6.25

                501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE                        6.25

Sermayenin kalan kısımlarının taksitler halinde ödenmesi.

____________________ / ________________________

B- MEVDUAT

Uygulamada Gider Taksitleri, Giderlere Katılım Payları, Aidat, Ödenti, Ara Ödeme olarak da adlandırılmaktadır. Kooperatifler Kanunu’nun 17. maddesinde, mevduat teriminden bahsedilmiş ancak Kanun’un başka maddelerinde bu terimle ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Ancak mevduatın uygulamada, ortağın kooperatife borç veya emanet mahiyetinde verdiği para alacağı şeklinde yerleştiğini söylemek mümkündür.

Yapı kooperatifleri örnek anasözleşmesinde sermaye dışındaki, genelde aylık olarak toplanan paralar gider taksidi (md. 15, 21), taksit (md. 23) ve borç taksitleri (md. 72) olarak adlandırılmıştır.

Anasözleşmenin 15. maddesine göre, ayrılan ortağa “sermaye ve diğer alacakları” bilançoya göre hesaplanarak bilanço gününden itibaren bir ay içerisinde verilir. Ayrılan ortağın yerine yeni ortak alınması durumunda, 21. maddesine göre ortaklardan alınan “genel kurulca kararlaştırılan arsa, altyapı, inşaat ve benzeri gider taksitleri”nin ayrılan ortağa derhal geri verileceği belirtilmiştir.

Buna göre, uygulamada daha çok aidat veya ödenti olarak adlandırılan bu taksitlerin ayrılan ortağa iadesi anasözleşmelerde yer almasının, Kanun’da yer alan “mevduat” terimine uygun düştüğü anlaşılmaktadır.

Uygulamada ortaklardan alınan bu ödentilerin genellikle 131-431 no.lu hesaplarda izlendiği görülmekle birlikte, alınan sipariş avansları gibi farklı hesaplar da kullanılmaktadır. Mevduata ilişkin yaygın olarak kullanılan muhasebeleştirme işlemleri şu şekildedir.

____________________ / ________________________

131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                XX

                431 ORTAKLARA BORÇLAR                         XX

Genel kurulca belirlen aidatların, ara ödemelerin tahakkuku.

____________________ / ________________________

102 BANKA                                                         XX

                131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                XX

Aidatların ödenmesi.

____________________ / ________________________

C- EK ÖDEME

Ek ödeme Kooperatifler Kanunu’nun 31. maddesinde düzenlenmiş olup ek ödemelerin anasözleşmede düzenlenmiş ise uygulanabileceği, ek ödemelerin sadece bilanço açıklarını kapatmada kullanılabileceği, ek ödemenin sınırsız olabileceği gibi, belirli miktarla, iş hacmi veya sermaye paylarıyla orantılı olarak sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir.

102 maddelik Kooperatifler Kanunu’nda 6 maddede doğrudan “ek ödeme” ile ilgili düzenlemeler yer almasına karşın, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca hazırlanan örnek anasözleşmelerde ek ödemeye ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Kooperatifler Kanunu’nun 38. maddesi, olumsuz farkların öncelikle yedek akçelerden, bu yetmiyorsa ek ödemelerle veya sermaye paylarıyla karşılanacağını belirtmiştir.

Yapı kooperatiflerinde gelir getirici bir faaliyet bulunmadığı gibi, her yıl katlanılması gereken zorunlu giderler bulunmaktadır. Dolayısıyla yapı kooperatiflerinin yılı zararla, yani menfi (olumsuz) gelir gider farkı ile kapatması kaçınılmaz olmaktadır. Olumlu fark bulunmayan yapı kooperatiflerinde yedek akçeden söz etmek de mümkün değildir. Diğer taraftan, kooperatiflerin 2009 yılına kadar olan 1 YTL’lik sermayesi bir yana, yeni getirilen 100 TL’lik sermaye dahi yapı kooperatiflerinin bir yıllık zararını karşılayamayacak düzeydedir. Yıllar itibariyle oluşan zararlar sermayeyi yok etmekte, zaten zayıf olan kooperatifin mali yapısı oldukça bozulmaktadır.

Bu bakımdan ek ödeme hususu kooperatifler açısından büyük önem taşımaktadır. Diğer taraftan, Kooperatifler Kanunu’nun 52. maddesine göre ek ödeme yüklemi konusunda anasözleşme değişikliği yoluyla karar alınabilmesi için bütün ortakların ¾’ünün oyu gerekmektedir. Bu nisap Kooperatifler Kanunu’nda yer alan en ağırlaştırılmış nisaptır. Halbuki kooperatiflerde kâr olduğu kadar, zarar gerçekleşmesi de bir o kadar doğal bir durumdur. Kâr dağıtımı konusunda Kanun’da sınırlayıcı bir hüküm olmadığı halde, zararın kapatılması konusunda bu kadar ağır hükümler yer alması uygun düşmemektedir.

Ek ödemelerin, zararı kapatmak için yapılan bir ödeme olduğu düşünüldüğünde, bu ödeme gerek sermaye gerekse mevduat ödemesi kavramında değerlendirilemez. Nitekim sermaye ve mevduat, ayrılan ortağa geri ödenebilecek mahiyetteki kavramlardır. Öte yandan ek ödeme, oluşan zararları yani kooperatiften eksilen değerlerin ve kayıpların tazmini için alınmakta, bilançodaki olumsuzluklar yok edilmektedir.

Bu nedenle ek ödemeyi, sermayesi düşük olan kooperatiflerde, baştan alınmayan sermayenin, zarar edildikten sonra alınması şeklinde düşünülmesi mümkündür.

Ek ödeme ile ilgili muhasebe işlemleri şu şekilde gerçekleşebilir.

____________________ / ________________________

505 ÖDENMEMIŞ EK ÖDEME                               XX

                504 EK ÖDEME                                            XX

Ek ödeme tahakkuku.

____________________ / ________________________

102 BANKA                                                         XX

                505 ÖDENMEMIŞ EK ÖDEME                      XX

Ek ödemelerin tahsili.

____________________ / ________________________

504 EK ÖDEME                                                 XX

                580 GEÇMIŞ YIL ZARARLARI                        XX

591 DÖNEM NET ZARARI                                 XX

Zararların ek ödeme ile kapatılması.

____________________ / ________________________

D- ŞEREFİYE

Yapı kooperatiflerinde diğer bir sorunlu alan, uygulamadaki adlandırmasıyla “şerefiye” konusudur. Diğer taraftan mevzuatta şerefiye terimi kullanılmamıştır.

Buna ilişkin düzenleme örnek anasözleşmenin “Konut Bedellerinin Tespiti” başlıklı 61. maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre konutların geçici ve kesin maliyet bedelleri belirlenmekte ve aradaki fark “şerefiye” ortaklardan tahsil edilmektedir.

Anasözleşmenin 61. maddesindeki düzenlemeye geçmeden önce, bu düzenlemenin, Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesindeki “hak ve vecibelerdeki eşitlik” ilkesinin bir yansıması olduğunu belirtmek gerekmektedir. Ortaklar konut veya işyerleri inşa edilene kadar eşit ödeme yapmakta, daha sonra kuralar çekilmekte, kimi ortaklara piyasada daha yüksek tutarda satılabilen mülkler isabet etmektedir. İşte bu sebeple, ortaklar arasındaki eşitliği sağlamak ve haksızlıkları gidermek için şerefiye düzenlemesine gidilmiştir.

Söz konusu maddede, geçici maliyetler hesaplanırken arsa bedelinin, yapı masraflarının, yol, su, elektrik gibi müşterek tesis masraflarının, okul, kütüphane, satış mağazaları, bahçe ve spor alanı gibi genel hizmet tesis maliyet bedellerinden konut başına düşecek tutar ve buna ek olarak genel giderler ile yönetim masraflarından ortak başına düşecek olan tutarın belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bilindiği gibi, genel giderler ve yönetim masraflarından ilgilileri konut maliyetlerine zaten yıllık olarak aktarılmaktadır. Dağıtılmayan giderler ise gelir tablosu dahilinde değerlendirilerek kâr/zarar oluşumu içerisinde değerlendirilmektedir. Bu bakımdan konutların geçici maliyetlerinin belirlenmesinde, zararların içerisinde değerlendirilerek ortaklardan sermaye ya da ek ödeme olarak tahsil edilen bedellerin, tekrar konut maliyetlerinde hesaba katılması çifte maliyetlendirme olacaktır. Bu sebeple genel giderlerin ve yönetim masraflarının, geçici maliyet hesaplamasında dikkate alınmaması gerekmektedir.

Diğer taraftan genel giderler ve yönetim masraflarının belirlenmesi de oldukça güçtür. Nitekim bu giderler kapsamına, finansman giderlerinin, komisyon giderlerinin, karşılıkların, kambiyo zararlarının vb. girip girmediği de belirsizdir. Tekdüzen hesap planındaki 632. Genel Yönetim Giderleri Hesabının, 61. maddedeki genel giderlere karşılık geldiği yönündeki açıklamaları savunmak da mümkün değildir. Nitekim 61. maddede konut maliyet bedelleri hesaplanırken, bu konutların üretimi amacıyla yapılan giderlerin de maliyete eklenmesi gerektiği düşünülmüştür. Ancak burada eksik kalan husus diğer giderlerin de, kooperatifin amacı doğrultusunda yapıldığıdır. Sonuç olarak, konutların geçici maliyet bedellerinin tespitinde, gerek teknik gerekse mantıksal bakımdan genel giderlerin dikkate alınmaması gerekir.

Şerefiye konusunda diğer bir sorun, kesin maliyet bedelinin neyi temsil ettiğidir. 61. maddede kesin maliyet bedelinin ne olduğu tanımlanmamış fakat konutların yeri, yapı durumu ve sair özellikleri dikkate alınarak hesaplanacağı ifade edilmiştir.

Aslında kesin maliyet bedelinden kastedilen, hesaplamaların yapıldığı tarihte konut veya işyerlerinin piyasada alınıp satılabileceği yaklaşık değerlerdir. Örneğin mülklerin güneşe karşı konumu (cephesi), bulunduğu katı, manzarası gibi.

Sözgelimi bir yapı kooperatifinde tüm ortakların eşit tutarda ödeme yaptığını, ortak başına 100.000 TL ödeme yapıldığını varsayalım. Ancak ortaklara dağıtılacak her bir konutun değeri yukarıda saydığımız ve benzeri nedenlerle farklılık göstermektedir. Diyelim ki, 10 mülkün üretildiği bu kooperatifte en değerli durumda bulunan mülk 180.000 TL, en düşük değerli mülk 130.000 TL, ortalama mülk değeri ise 150.000 TL olsun. Bu durumda, mülklerin ortaklara dağıtıldığı tarihte, 180.000 TL değerindeki mülkü alan kişi ile 130.000 TL değerindeki mülkü alan kişi arasında 50.000 TL değerinde bir haksızlık ortaya çıkacaktır. Bu haksızlığın tüm ortaklar arasında giderilmesi açısından, tüm mülklerin ortalama değeriyle ortağa denk gelen mülkün değerinin farkının bulunması ve bu farkın ilgili ortaktan tahsil edilmesi veya tediye yapılması gerekmektedir. Nitekim bu örnekte, 180.000 TL değerindeki mülke sahip olan kişi 30.000 TL ödeyecek, 130.000 TL değerindeki mülke sahip olan kişi ise 20.000 TL tahsil edecektir.

Ancak anasözleşme, geçici maliyetler bulunduktan sonra, konutların yapısına ve diğer özelliklerine göre hesaplayacağı tutarları geçici maliyet bedeline ekleyecek ve kesin maliyet bedelini tespit edecektir. Burada sorun, konutların özelliklerine göre belirlenen değerin ne olduğudur. Nitekim konutların maliyeti eşit olmasına karşın konumları farklıdır. Bu da biraz önce belirttiğimiz gibi, konutların piyasa değerini etkileyen bir faktördür. Konutların maliyet bedelini etkilemeyen fakat satış fiyatını etkileyen bir etkenin, maliyet hesaplamasında dikkate alınmaması gerekir. Dolayısıyla yukarıdaki örnekte verdiğimiz gibi bir uygulama yapmak gerekmektedir. Bu örneğimize göre kooperatife gelen para ile kooperatiften çıkan para eşit olacaktır.

Nitekim Yargıtay da aynı görüşte karar vermiştir. Şerefiye borcunun belirlenmesinin konutların kesin maliyetinin belirlenmesi anlamına gelmediğini, konutlar arasındaki farklılıklar nedeniyle ortakların rant farkının denkleştirilmesi amacına yönelik bir işlem olduğunu ifade etmiştir.[1]

Şerefiye, başka bir kaynakta, daha değerli bölümleri alan ortakların daha az değerli bölümleri alan ortaklara yaptıkları ek ödeme şeklinde tanımlanmıştır.[2]

Diğer taraftan uygulamada, anasözleşmenin belirttiği tarzda hesaplamalar yapılarak tüm ortaklardan (bazı ortaklardan düşük, bazılarındansa nispeten yüksek tutarda) şerefiye bedeli tahsil edilmektedir. Bunun yanında mülklerin inşası tamamlanmadan şerefiye bedelleri belirlenmektedir. Öte yandan gayrimenkul piyasası yıllar itibariyle ülkenin ve bölgenin ekonomik durumu nedeniyle değişiklik göstermekte ve gayrimenkullerin değerlerinde beklenmedik artış ve azalışlar yaşanmaktadır. Bu bakımdan şerefiye bedellerinin, gayrimenkullerin ortaklara dağıtılacak aşamaya gelmesi halinde tespit edilmesi adaletli olacaktır.

Ortaklar açısından ödenen bu paraların, mevduat ödemesi olarak sayılması gerekmektedir. Bir kaynakta şerefiye işlemlerinin muhasebeleştirilmesinde, 134. Ortaklardan Şerefiye Alacakları ve 334. Ortaklara Şerefiye Borçları ihdas edilerek kullanılması öngörülmüştür.[3]

Şerefiye işlemlerinin muhasebeleştirilmesi şu şekilde gerçekleştirilmektedir.

____________________ / ________________________

131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                                XX

   131.03 Şerefiyeler                                                         

   131.03.01 Ortak A

    …

                430 ORTAKLARA BORÇLAR                                         XX

   430.01 Ortak A

    …

Tahsil edilecek şerefiye bedellerinin ortaklar adına tahakkuk edilmesi.

____________________ / ________________________

430 ORTAKLARA BORÇLAR                                         XX

   430.01 Ortak X

   …

                131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                                XX

   131.03 Şerefiyeler

   131.03.01 Ortak A

    …

Ödenecek şerefiye bedellerinin ortaklar adına tahakkuk edilmesi.

____________________ / ________________________

102 BANKA                                                         XX

                131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                           XX

Ortaklarca kooperatife şerefiye ödenmesi.

____________________ / ________________________

131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                XX

102 BANKA                                                           XX

Ortaklardan şerefiye tahsili.

____________________ / ________________________

E- SONRADAN ORTAK OLANLARIN ÖDEDİĞİ FAZLA MEBLAĞ

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı[4] tarafından hazırlanan örnek anasözleşmenin 11. maddesinde, ortaklığa kabulün kişiye tebliğ edilmesinden itibaren bir ay içerisinde; sermaye taahhüdünün diğer ortaklarca ödenmiş kısmının ve diğer ortakların o tarihe kadar ödemiş oldukları tutarların bir defada ödeneceği, sonradan giren ortakların ödeyecekleri tutarın genel kurul kararı ile artırılabileceği belirtilmiştir.

Diğer taraftan, genel kurulca yeni giren ortaklardan hangi sebeple daha fazla para alınacağına değinilmemiştir. Ancak bu maddenin koyulması sebepleri arasında yüksek enflasyon dönemlerinde daha önceden ortak olanların ödedikleri paraların, sonraki yıllarda kaydi olarak değersizleşmesi gelmektedir. Bu bakımdan, yine ortaklar arasındaki eşitliğin sağlanması bakımından yeni giren ortaklardan daha yüksek bir bedelin tahsil edilmesine cevaz verilmiştir.

Bir kaynakta ortaklarda alınan bu farkların nedeninin, önceki ortakların haklarının korunması ve inşaatlarda meydana gelen değer artışları olduğu ifade edilmiş ve bu farka “kaydiye” denilmiştir.[5]

Ancak diğer ortaklarda olduğu gibi, sonradan giren ortakların da kooperatif amacına ulaşmasından ve mülk tapularını almadan önce kooperatif ortaklığından ayrılması durumunda, ortaklar arasında eşitliği sağlanması bakımından, ödedikleri bu kaydiye tutarlarının da geri iadesi gerekmektedir.

Dolayısıyla kaydiye adı altındaki bu fazladan ödenen paraların da mevduat kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Öte yandan, geçici maliyetlerin ve şerefiye bedellerinin hesaplanmasında, sonradan ortak olanların ödediği bu kaydiyelerin ayrı hesap veya alt hesaplarda gösterilmesi, hesaplama kolaylığı ve nispi eşitliğin sağlanması bakımından uygun olacaktır.

Bu kaydiyelerin 3 şekilde değerlendirilebileceği, bunların aidat ödemesi niteliğinde geri verilebilecek ödeme, inşaat işlerinde kullanılmak üzere geri verilebilecek ödeme ve inşaat işlerinde kullanılmak üzere geri verilmeyecek ödeme olduğu, bu nedenle farklı muhasebeleştirme yapılacağı ifade edilmektedir.[6] Ancak bu görüşe katılmamaktayız. Nitekim inşaatta kullanılmak üzere kriteri geçerli bir kriter olmamakta ve ortaklarda toplanan paralar zaten inşaat işlerinde veya kooperatifin bu amacı ile ilintili işlerde kullanılmaktadır.

Bu açıklamalar kapsamında sonradan giren ortaklarda alınan, diğer ortaklara nispeten fazla alınan paralara ilişkin kayıt işlemleri şu şekilde gerçekleştirilmelidir:

____________________ / ________________________

131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                XX

   131.XX Ortak Y

                430 ORTAKLARA BORÇLAR                                         XX

                   430.01 Aidatlar

                   430.01.XX Ortak Y

                   430.08 Sonradan Girenler

                   430.08.XX Ortak Y

Sonradan giren ortaktan alacakların tahakkuku.

____________________ / ________________________

F- ÖDENEN VEYA TAHAKKUK EDEN GECİKME FAİZLERİ

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan örnek anasözleşmenin 23. maddesinin 6. maddesinde gecikme halinde uygulanacak usul ve esasların genel kurulca belirleneceği ifade edilmiştir.

Uygulamada genellikle, genel kurullarca kooperatife olan parasal yükümlülüklerini zamanında yerine getirmeyen ortakların anapara borçları, için günlük, haftalık, aylık veya benzeri zaman dilimleri itibariyle belirli oranlarda gecikme faizi veya gecikme cezası yürütüleceği şeklinde kararlar alınmaktadır.

Yargıtay’ın bir görüşünde kooperatiften ayrılan ortağın, ortağın anaparayı geç ödemesi nedeniyle söz konusu olabilecek gecikme faizini istemesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.[7]

Bir görüşte, faiz oranının “fahiş” olmaması gerektiği, fahiş oranın ahlaka aykırı bir karar niteliğinde olacağı, bu genel kurul kararının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesine göre “yok hükmünde” olacağı belirtilmiştir.[8]

Bu bakımdan, genel kurulca kararlaştırılan faiz oranı üzerinden, ortakların geç ödeme yapmaları sebebiyle tahakkuk edilecek gecikme faiz veya cezalarının, kooperatifçe gelir olarak kaydedilmesi gerekmektedir.

____________________ / ________________________

131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                                XX

   131.09 Faiz Alacakları

   131.09 Ortak Z

                679 DIĞER OLAĞANDIŞI GELIR VE KÂRLAR            XX

Gecikme faizi tahakkuku.

____________________ / ________________________

G- BAĞIŞLAR

Kooperatifler Kanunu’nda bağışlarla ilgili bir hüküm bulunmamakta, örnek anasözleşmenin “Yönetim Kurulunun Görev ve Yetkileri” başlıklı 44. maddesinde, kooperatife yapılan bağışların kooperatifin amacı dahilinde kullanılacağı belirtilmektedir.

Bağışlar, özelliği itibariyle karşılıksız olarak verilen para veya malları kapsar ve bu nedenle kooperatifler açısından bir gelir unsurudur. Bu bakımdan kooperatife yapılan bağışların, ayrılan ortağa geri ödenmesi söz konusu değildir. Nitekim gelir olarak kaydedilen bağışlar, yılsonu itibariyle bilançoya aktarılacak ve oluşacak menfi/müspet gelir gider farkları kapsamında değerlendirilecektir.

Bağışların kaydı şu şekilde gerçekleştirilir:

____________________ / ________________________

100 KASA                                                                  XX

102 BANKA                                                                XX

                679 DIĞER OLAĞANDIŞI GELIR VE KÂRLAR            XX

Nakdi bağış alınması.

____________________ / ________________________

III- SONUÇ

Yapı kooperatiflerinde ortaklarca sermaye, mevduat, ek ödeme, şerefiye, sonradan ortak olanlardan, genel kurul kararıyla alınan giriş aidatı ile diğer ortakların o güne kadar ödediği tutar arasındaki fark, ödenen veya tahakkuk gecikme faizi ve/veya gecikme cezası, bağış adları altında tahsilatlar yapılmaktadır. www.ozdogrular.com

Bunlardan sermaye, mevduat, şerefiye, yeni giren ortakların ödedikleri farkların aynı grupta, ortakların ayrılırken alabileceği unsurlar grubunda değerlendirilmesi; ek ödeme, gecikme faizi, bağış gibi ödemelerin ise kooperatifin bir gelir unsuru olarak kaydedilmesi, ayrılan ortaklara dağıtılamayacak unsurlar olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, kooperatifin gelirlerinin giderleri aşması durumunda oluşacak kâr üzerinden, yedek akçe, fonlar gibi yerlere ayrımlar yapıldıktan sonra kalan dağıtılabilecek kâr üzerinde de ayrılan ortakların hakları bulunmaktadır.

 

Merdan ÇALIŞKAN*

E-Yaklaşım


(*) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kontrolörü

[1] Yrg. 11. HD.’nin, 11.12.2000 tarih ve E. 8571, K. 9821 sayılı Kararı. Salih ÇELİK - Muktedir LALE, Özetli İçtihatlı Uygulamalı Kooperatifler Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, Kasım 2006, s. 1260 alıntısı.

[2] Ümmühan Erdil ŞAHİN, Konut Yapı Kooperatiflerinde Maliyetlerin Hesaplanması ve Muhasebeleştirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Eylül 2006, s. 23

[3] Hasan BALABAN, Konut Yapı Kooperatiflerinde Şerefiyeler Hesaplanması ve Muhasebe Düzeni, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2006, s. 73

[4] Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın kooperatiflerle ilgili olan kuruluş, işleyiş ve denetim yetkileri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na (Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü) devredilmiştir.

[5] ŞAHİN, agt, s. 23

[6] ŞAHİN, agt, s. 23-24

[7] Yrg. 11. HD.’nin, 27.05.1996 tarih ve E. 3485, K. 3828 sayılı Kararı.

[8] Cafer Tayyar ÇÖKLÜ, “Yapı Kooperatiflerinde, Borcunu Zamanında Ödemeyen Ortaklardan Gecikme Faizi Alınabilir mi?”, Yaklaşım, Eylül 2003, Sayı: 129

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yukarıda yer verilen açıklamalar, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir. Özdoğrular smmm ltd. şti./ www.ozdogrular.com, işbu dokümanın içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.