Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Tobin Vergisi Yazdır e-Posta
11 Mart 2011

Image

Nobel Ekonomi ödüllü Prof. James Tobin’in adıyla anılan vergi teorisinin çıkış zamanı ve bu zamanda ortaya çıkan (ve günümüzde de devam eden) finansal sorunlar aslında bu teorinin içeriği hakkında ipucu vermektedir.

I- GİRİŞ

Temel itibariyle sabit kurların ekonomileri istikrarlı tutacağı, aralarındaki mal ticaretini kolaylaştıracağı ve böylece dünya refahının artacağı öngörüsü ile çalışan Bretton Woods sisteminde kurların nominal değerinin sabit tutulduğu dönemlerde her ülke aynı büyüme, rekabet, verimlilik gücü ve enflasyona sahip değildi. Bu da bu ülkelerin dış ticaretlerinde cari açık vermelerine sebep oluyordu. Bu tür sorunların giderek büyümesi ile birlikte, 1970’lerin ilk yıllarında bu sistem çöktü ve küresel boyutta iktisadi değişim rüzgarları esmeye başladı.

Yeni sistem, devletlerin pazardaki rolünü azaltması ve katı kurallara bağlı olmayan serbest piyasa eğilimiyle küresel bir ekonomik entegrasyonu öngörüyordu. Diğer bir deyişle bu, sınır ötesi sermaye akışı üzerindeki tüm engellerin ortadan kalkması anlamına gelmekteydi. Yeni sistemdeki bu gidişat zamanla ülke ekonomilerinin artarak kısa vadeli dış borçlanmaya ve portföy akışına bağımlı hale gelmesine neden oldu.  Bu bağımlılığı artıran diğer faktörlerden biri de şüphesiz bilgi ve iletişim teknolojisinde yaşanan gelişmeler oldu. Bu alandaki gelişmelerle özellikle çok uluslu şirketler ve bireysel yatırımcılar küresel sermaye transferlerini çok kolay yapar hale geldiler. Tüm bunların sonucunda sermayenin hareketliliği zaman içinde giderek arttı. Bu durum özellikle gelişmekte olan ülkeler için yabancı sermayeyi çekmek adına bir rekabet oluşturdu. Neticede yeni piyasa şartları ve hızla yükselen sermaye transferleri küresel ticaret hacminin hızla büyümesine zemin yarattı. Ticaret hacminden daha hızlı artan ise küresel döviz ticareti oldu. Dünya Bankası verilerine göre bir iş günü içerisinde dünya çapındaki döviz devri 1980’de 82,5 milyar dolardan 2004’te 1,9 trilyon dolara fırladı ve bu işlemlerin %90’ından fazlası kısa vadeli sermaye akışlarından oluştu. İşte böyle bir ekonomik ortamda devletler kaçınılmaz olarak spekülasyon ve mali oynaklık gerçeğiyle yüzleşmek durumunda kaldılar. Çünkü kısa vadeli sermaye akışlarının bu denli yüksek olması beraberinde piyasadan olası ani çıkışlarıyla oluşabilecek döviz kuru riskini getirdi. Bunun sonucu olarak büyük ölçüde riskin getirdiği spekülasyonların ve mali oynaklığın neden olduğu krizlere ise yakın geçmişte şahit olduk.

Tobin; bilgisi, tecrübeleri ve öngörüsü sonucunda yeni sistemin karşılaşacağı spekülatif hareketler ve mali oynaklık sorununun bir vergiyle önlenebileceğini önerdi. Bu çalışmada Tobin Vergisi’nin tanımı, uygulama biçimi, savunanların ve karşı görüşte olanların fikirlerine değindikten sonra bu tür bir uygulamanın Türkiye için uygulanabilirliği tartışılacaktır.

II- TANIM VE AMAÇ

James Tobin, spekülatif amaçlı uluslararası sermaye hareketlerinin giderek artmasının neden olduğu finansal ve ekonomik dalgalanmaları önlemek ve ulusal politikaları piyasanın diktatörlüğünden korumak için, dövizlerin çevrilmesini içeren bütün uluslararası kambiyo işlemlerini etkileyecek bir verginin uygulanmasını önermiştir.

Tobin Vergisinin temel çerçevesi, döviz alım satımlarına belirli oranda (%0,1-%0,5) vergi konularak spekülatif amaçlı sermaye akışını önlemek, mali oynaklığı azaltmak; diğer bir deyişle istikrarı yakalamaktır.

Bu bağlamda bu verginin öncelikli amacının kısa vadeli spekülatif yabancı döviz işlemlerinin önüne geçerek yabancı dövizdeki mali oynaklığı azaltmak olduğunu söyleyebiliriz. Küçük bir verginin bile bu tür sıcak para akışının spekülatif etkilerini azaltacağı düşünülmektedir ki bunun sonucunda döviz kurunun istikrarının artacağı öngörülmektedir. Yani döviz kurlarının seyrini kısa vadeli beklentiler ve riskler yerine uzun vadeli temel dengeler belirleyecektir.

İkincil olarak da bu vergi ile ulusal makroekonomik ve para politikalarının korunması ve teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. Böylece yerel alanda ve ölçütlerde ulusal ekonomiler finansal ve iktisadi politikalarını ve kapasitelerini yükselterek döviz kurunun baskısından biraz da olsa sıyrılacaklardır.

Tobin Vergisi bunların dışında, devletler için ilave gelir elde etmeyi sağlayan  bir yoldur. Örneğin Dünya Bankası verilerine göre 2004 yıllık küresel döviz işlem hacmi olan 470 trilyon dolar üzerinden alınacak %0.01lik vergi bile 47 milyar dolar ek gelir oluşturma imkanı sunar.

III- KAPSAM

Tobin Vergisi’nin uygulanacağı işlemlerin neler olduğu en çok tartışılan konulardan birisidir. Prensip olarak verginin sadece spot döviz işlemleri üzerine konulması önerilmiştir. Ancak mevcut finansal sistemde çok çeşitli türev araçların bulunmasının, spekülatörlerin döviz alım-satımı anlamına gelen başka türlü araçlar ve işlemler kullanarak da aynı sonuca ulaşmalarına ve vergiyi kaçırmalarına zemin hazırlayabileceğinin de unutulmaması gerekmektedir.

IV- BEKLENEN FAYDALARI

Dünya genelinde döviz ticaretinin günlük hacminin yaklaşık 2 trilyon USD olduğu ve bunun %95’inin spekülatif amaçlı olduğu, döviz işlemlerinin yarısından fazlasının vadesinin bir haftadan kısa süreli olduğu ve döviz işlemleri üzerine binde 2 gibi düşük oranda bir vergi getirilmesi halinde elde edilebilecek yıllık vergi hasılatının 250-400 milyar USD arasında gerçekleşebileceği dikkate alındığında, Tobin vergisinin kolayca göz ardı edilebilecek bir öneri olmadığı anlaşılmaktadır.

Uzun vadeli yatırımlar için yapılacak işlemlerde bu vergi, toplam proje maliyeti içinde ihmal edilebilecek kadar küçük oranda ekstra maliyet getirecek, buna karşılık kısa dönemli spekülasyonlar için Tobin Vergisi çok önemli maliyetler getirecek ve spekülatif amaçlı işlemlerde döviz alım satım zararı riskini artıracaktır.

Tobin vergisinin alınması ile birlikte vergiyi savunanlar tarafından bu enstrümanın aşağıdaki gibi bir takım faydalarının olacağı düşünülmektedir:

- Tobin vergisinin kısa-vadeli sermaye hareketlerini etkileyerek, spekülatif hareketleri önleyeceği ve daha yüksek oranlı getirileri olan uzun-vadeli yatırımlar üzerinde daha hafif bir etkiye sahip olacağı belirtilmektedir.

- Oluşturulacak vergi aynı zamanda ekonomiler arasında bir mali sigorta vazifesi görecektir. Yüksek faiz oranları ile döviz kurunu baskı altına almak şüphesiz işsizlik ve bütçe dengesi üzerinde baskı oluşturacaktır.

- Amaç olmasa da tüm ülkeler tarafından uygulanacak olan Tobin Vergisi hiç de göz ardı edilemeyecek bir vergi hasılatı oluşturmaktadır.

V- UYGULAMADA KARŞILAŞILABİLECEK GÜÇLÜKLER

Teorik olarak savunulan faydalarının yanı sıra uygulama güçlüklerinin olacağı da pek çokları tarafından ifade edilmektedir. Uygulamada karşılaşılabilecek sorunları ise aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

- Bu tür bir verginin uygulanması için tüm dünyadaki finansal merkezlerin bir işbirliği içinde hareket etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde portföy yatırımları vergi uygulamasının olmadığı bölgelere ya da ülkelere akacak, bu bölgelerin sıcak paraya karşı kırılganlığı daha da artacaktır.

- Mal ve hizmet ticareti yapan kısım bu vergiyi yansıtma yolunu tercih edebilmekte; bu da mal ve hizmet fiyatlarında artışa neden olmaktadır.

- Diğer bir eleştiri ise; günlük olarak 2 trilyon dolardan daha fazla olan günlük işlem hacminin vergi kontrolünün uygulamada çıkaracağı güçlükler olabileceğidir.

- Diğer problem de verginin uygulanma kapsamının ve faaliyet alanının hangi işlemler üzerine olacağındaki belirsizliktir. Vergi matrahının hangi işlemler için uygulanacağı, merkez bankalarının, kamu kurumlarının ya da uluslararası kuruluşların piyasalarda gerçekleştireceği işlemlerin vergiye tabi olup olmayacağı belirsizdir.

- Yine bu çerçevede vergilenebilir işlemlerin de ne olacağı konusunda sorular akla gelmektedir.

- Bir başka eleştiri ise Tobin Vergisinin döviz kuruna istikrar getireceğinin kesin olmamasıdır. Bir para birimi spekülatif baskı altında bulunduğunda verginin maliyeti hemen hemen tümüyle iskonto edilmiş olacağından, işlemler üzerinde vergi bulunması fiyat dalgalanmalarını azaltmak bir tarafa, daha fazla dalgalanmaya neden olabilecektir.

- Bu konuya ilişkin eleştirel yaklaşımlarda bulunan Paul Davidson’ a göre, verginin, sermaye hareketlerini özendirmeyecek şekilde işlemesi için spekülatörlerin, fiyatlardaki değişim beklentisi çok düşük oranlı bir Tobin vergisinden daha düşük olmalıdır

- Ayrıca spekülasyonun döviz piyasasında zararlı olduğu görüşü genel bir kabul görmemiştir.

- Tobin Vergi aynı zamanda devletin piyasaya bir müdahalesi olarak da görülebilmektedir.

- Tüm bunların yanı sıra işlem vergileri de genel olarak zararlıdır. Borsa işlemleri üzerine işlem vergisi koyan İskandinav ülkelerinde borsalar gelişmemiş, Tobin vergisi sayılabilecek faiz eşitleme vergisi (interest equalization tax) uygulayan ABD, ülke dışında bir “Euro market” oluşmasına neden olmuştur.

Ayrıca işin bir de siyasi boyutu bulunmaktadır. Devletlerin (ve tabii ki Türkiye’nin) en önemli çekincelerinden birini de bu konu oluşturmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için verginin işleme konulması durumunda, bu tür ülkelerin en sıkı ekonomik ittifakları olan gelişmiş ülkelerle ekonomik kaynaklı siyasi soğukluk endişesini de politika yapıcılar  göz ardı edememektedir.

VI- TÜRKİYE’DE UYGULANABİLİRLİĞİ

Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, Tobin Vergisi tüm dünyada nasıl tartışılıyorsa, ani sıcak para çıkışlarından muzdarip olan Türkiye’de bu verginin uygulanabilirliğini kendi çıkarları için düşünmelidir. Ülkemiz de, 80’li yıllardan sonra kısa süreli sermaye hareketlerinin anlık giriş ve çıkışlarına sahne olmuştur. Özellikle 5 Nisan 1994, 20 Kasım 2000 ve 21 Şubat 2001 krizlerinde kısa süreli sermaye hareketlerinin olumsuz etkisini görmek mümkündür. Bu verginin Türkiye’de uygulanabilirliğine yönelik ortaya atılan fikirler ise ana hatları itibariyle şu şekildedir:

- Küçük bir vergi, bugün Türkiye’de var olan kur-faiz arbitrajındaki bant içinde bir şey ifade etmeyebilecektir. Amaç olarak aynı olmasa da mahiyeti itibariyle Tobin Vergisine benzeyen ve döviz alım satım tutarları üzerinden kaldırıldığı tarihe kadar alınan Kambiyo Gider Vergisi’nin %0,1’lik oranının döviz alım satımlarında pek bir caydırıcılığı olmamıştır.

- Türkiye’de volatiliteyi yaratan yalnızca dış kaynaklı fonlar ve işlemler değildir. Mali sistemdeki mevduatların önemli bir kısmının döviz hesabı olması ve tasarruf sahiplerinin TL’den dövize geçmeleri de çok ciddi volatilite tehlikesi yaratmaktadır.

- Vergi, sadece sermaye çıkışlarından alınmalı, sermayenin yurt içine girişinden alınmamalıdır. Ayrıca vergi kısa vadeli işlemlerden alınmalı ve belli bir süre yurt içindeki bir finansal araca bağlanan sermaye vergiden istisna tutulmalıdır. Nitekim benzeri bir uygulama Malezya tarafından 1997 Asya Krizi sırasında kısa bir süre için uygulanmış ve başarı elde edilmiştir. Ancak yakın zamanda Tobin vergisini uygulamaya koyan Brezilya ve Güney Kore örnekleri bu vergiden beklentinin o kadar da yüksek olmaması gerektiğini göstermektedir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Brezilya örneğinde, 2009 Ekim ayında sıcak para girişine 2% vergi konulmuştu ve ülkenin para birimi Real önce olumlu anlamda değer kaybetti daha sonra eski değerine geri dönmüştür.

- Vergi bütün işlemleri kapsamalıdır. Bu çerçevede her türlü türev işlem vergi kapsamına alınmalıdır.

- Doğrudan yabancı sermaye yatırımları vergiden istisna tutulmalı veya oran %0 olmalıdır.

- Spekülatif amaçlı yatırımlar için süreye göre değişen oranlar uygulanabilmelidir

- Ayrıca Bakanlar Kuruluna vergi oranlarını belli bir oranda artırma ya da azaltma yetkisi verilmeli ve TCMB veya BBDK gibi bir kuruma da tam yetki verilerek denetim ve anında müdahale olanağı sağlanmalıdır.

- Elde edilen vergi geliri kamu bütçesi dışında ayrı bir fonda toplanarak TCMB’nin rezervlerine eklenmeli ve kurun istikrarı için kullanılmalıdır.

- Ayrıca bu tür bir verginin farklı zamanlarda, farklı yapılara sahip ekonomilerde aynı sonuca ulaşmayabileceği de göz ardı edilmemelidir.

Belirtilen çerçevede uygulanacak bir vergi, uluslararası bir uygulama içermese bile, başarı şansı olabilecektir. Çünkü kısa vadeli işlemlerin doğrudan sermaye girişinden ayrılarak vergilendirilmesi doğrudan sermaye girişini olumsuz etkilemeyeceği gibi, kurun istikrara kavuşması ve kriz riskinin azalması, doğrudan sermaye girişinde olumlu bir etki yaratabilecektir.

VII- SONUÇ

Ulusal para otoritelerine otonomi sağlamak, ulusal para otoritelerini para piyasalarının küreselleşmesine karşı korunmak, döviz kurlarında istikrarı sağlamak ve gelir elde etmek amacıyla önerilen Tobin Vergisi, kısa süreli sermaye hareketlerinin engellenmesi konusundaki en kapsamlı öneri olarak, Tobin tarafından yapılan ilk öneriden beri tartışılmaktadır.

Türkiye de kısa süreli sermaye hareketlerinin yoğun akımına uğrayan bir ülkedir. Çok tartışılmasına rağmen birkaç istisna hariç uygulanmayan bu vergi, Türkiye’de dalgalı kur sistemine geçiş ile birlikte daha yakından müşahede edilen döviz kuru dalgalanmaları sorununa rağmen henüz tanınmamakla birlikte, spekülasyondan kaynaklanan döviz kuru dalgalanmalarının engellenmesinde piyasa kaynaklı çözüm yöntemi olarak uluslararası akademik çevrelerde giderek daha fazla destek bulmaktadır.

Tüm bu anlatılanlar çerçevesinde; özellikle Brezilya örneği ile birlikte, Tobin vergisinin reel kurlar ve dış ticaret üzerinde güçlü bir olumlu etkisi olduğu söylenememekte, gelişmekte olan ekonomilerden olmasına rağmen Türk ekonomisinin karakterinin farklılığının da, olası vergilendirme durumunda farklı reaksiyonlar oluşmasına da neden olabileceği dikkate alınmalıdır.

 

Hasan SARIÇİÇEK*

Yaklaşım

________________________

 (*)        SMMM