Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
İdari Para Cezalarına Neden Olan Fiiller ve Tahakkuk Zamanaşımı Yazdır e-Posta
19 Eylül 2010

Image

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu(1)'nun 1. maddesinde amaca yer verilmiştir.

Buna göre Kanun'un amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak, bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek, sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olarak belirlenmiştir. 5510 sayılı Kanun, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası ile ilgili düzenlemelerde amacı gerçekleştirmek üzere yetki vermiştir. Verilen bu yetki kapsamında Kurum, işveren, sigortalı, hak sahibi ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarına 'sosyal güvenliği' sağlama adına bildirim yükümlülüğü getirmiştir. Bildirim yükümlülüklerini Kanun'da öngörülen süreler içerisinde yerine getirmeyen işveren, sigortalı, hak sahibi ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odaları, 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi gereği idari para cezası adı verilen yaptırımla karşı karşıya kalacaktır. Kanun'un sağlıklı biçimde uygulanması ve boş sözcüklerin bir yığın olarak kalmaması için, Devletin uygulamayı izlemesi, gözetimi ve denetimi yetmez; belirgin olarak uygulamada saptanacak aykırılıklar hakkında cezalandırma hakkını kullanması gerekir(2). İdari para cezalarının çıkış noktasını bu düşünce oluşturur.

Bu çalışmamızda, 5510 sayılı Kanun'a göre, işveren, sigortalı, hak sahibi ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarının bildirim yükümlülükleri ile yerine getirilmeyen yükümlülükler için öngörülen idari para cezaları incelenecek, ayrıca fiilin oluşma tarihi ve zamanaşımından ne anlaşılması gerektiği irdelenecektir.

II- SGK'NIN UYGULADIĞI İDARİ PARA CEZALARI

5510 sayılı Kanun öncesi yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 140. maddesi hükmüne göre idari para cezaları belgeye dayalıdır. 506 sayılı Kanun, idari para cezalarının sadece işverenlere uygulanmasını öngörmüştür. Kanun'un idari para cezalarını düzenleyen hükmü 12.05.1993 tarihinde yürürlüğe girdiği için bu tarihten sonra dayanağı belirtilmek şartıyla;

- İşyeri bildirgesini yasal süre içinde vermeyen işverenlere 3 asgari ücret,

- Aylık sigorta primleri bildirgelerini yasal sürede vermeyenlere 2 asgari ücret,

- Sigortalı işe giriş bildirgesini yasal sürede vermeyenlere 1 asgari ücret

- Kurum'ca onaylanmış dört aylık sigorta primleri bordrosunu işyerine asmayanlara 2 asgari ücret,

- İşyerine ait defter ve belgeleri yasal süre içerisinde müfettişlere ibraz etmeyenlere ya da ibraz etmekle birlikte usulüne uygun tutmayanlara ayrım yapılmaksızın, bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlara 12 asgari ücret, diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlara 6 asgari ücret, defter tutmakla yükümlü olmayanlara 3 asgari ücret tatarında idari para cezası uygulanmaya başlanmış, daha sonra sigortalıya verilmesi gerekli vizite belgesini Kurum'ca yapılan yazılı ihtara rağmen üç gün içinde yerine getirmeyenlere 1 asgari ücret tutarında ceza uygulanması hükmü 506 sayılı Kanun'un 140. maddesine eklenmiştir. Bu dönemde uygulanan idari para cezalarında zamanaşımı süresi 10 yıl olarak belirlenmiştir.

SGK'nın uyguladığı idari para cezalarına yapılan en büyük eleştiri cezaların ölçüsüzlüğü olmuştur. Tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş bir işverene bir ayda salt ücret tediye bordrosuna sigortalının sosyal güvenlik sicil numarasını yazmadı diye 12 asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanması ya da sigortalıya ödenen ücret ile ilgili aylık sigorta prim bildirgesindeki eksik bildirimin ek belge ile işverence gönüllü olarak düzeltilmesine rağmen 2 asgari ücret tutarında para cezası uygulanması, eleştirilerin haklılığını gösterir çarpıcı örneklerdendir(3).

İdari para cezalarındaki ölçüsüzlüğe ilişkin eleştirilerin dikkate alınması sonucu 4958 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanun'un 140. maddesinde köklü bir değişiklik yapılmış, idari para cezaları ile suç arasında ilişki kurularak ölçülülük prensibine uygun ceza verilmesi hüküm altına alındığı gibi cezalarda zaman aşımı süresi de 5 yıla düşürülmüştür. 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde düzenlenen idari para cezaları temelde 4958 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanun'un 140. maddesine eklenen hükümlere paralellik gösterir. 5510 sayılı Kanunla para cezalarındaki zaman aşımı süresi tekrar 10 yıla yükseltilmiş,  bazı para cezalarının nispetinde, lehte ve aleyhte önemli değişiklikler yapılmıştır. Yapılan bir diğer önemli düzenleme ise yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenden başka sigortalı, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları ve hatta üçüncü kişiler de para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.

III- İDARİ PARA CEZALARINA NEDEN OLAN FİİLLER

A- İŞYERİ BİLDİRGESİNE BAĞLI CEZALAR

5510 sayılı Kanun sosyal sigortaların amacına uygun ve düzenli bir biçimde uygulanmasını sağlamak amacıyla işverenlere birçok önemli görevler yüklemiş, yükümlülüğünü aksatan, aksine davranan işverenlere idari para cezası uygulanacağını öngörmüştür(4).  Bu yükümlülüklerin ilki işyerini bildirme yükümlülüğüdür. Çalışanların sosyal sigortaların sağladığı haklardan yeterince yararlanabilmesinin ön koşulu, her halükarda işyerleri ile buralarda çalışan sigortalıların SGK kayıtlarına girmesi olduğuna göre, yükümlülüğün yerine getirilmemesi sigortalıyı mağdur edeceğinden aksi davranan işverenlere yaptırım uygulanması kaçınılmazdır.

5510 sayılı Kanun'unun 4/a kapsamda belirtilen sigortalıları çalıştıran işverenler, örneği Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği(5) (SSİY) ekinde bulunan işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte SGK'ya vermekle yükümlü tutulmuştur. Kanun kapsamında sigortalı çalıştırmayan gerçek ya da tüzel kişilikler başka kanunlara göre işveren sıfatı kazanmış olsalar bile 5510 sayılı Kanun hükmüne göre işveren sayılmamışlardır. Kanun'un işyeri tescilini düzenleyen 11. maddesi hükümlerine göre; işyerini bildirme yükümlülüğünün işverene ait olduğu, bildirimin Kurum'ca belirlenmiş olan matbu bir form ile yapılması gerektiği (e-Sigorta sistemine geçene kadar), bildirimin en geç sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihte yapılması gerektiği, bildirimin elden ya da iadeli taahhütlü posta yolu ile yapılacağı anlaşılmaktadır(6).

B- İŞE GİRİŞ BİLDİRGESİNE BAĞLI CEZALAR

5510 sayılı Kanun'a göre, 4/a kapsamında sigortalı çalıştıran işverenler, sigortalıları işe giriş bildirgesi ile Kurum'a bildirmekle yükümlüdür. Kanun'un 8. maddesinde, işverenler, 4/a kapsamında sigortalı sayılan kişileri, 7. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile SGK'ya bildirmekle yükümlüdür, denildiği için bildirimin en geç sigortalının işe başladığı günden bir gün önce yapılması gerekir. Ancak, sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmesi ile ilgili istisnalarda bulunmaktadır. Buna göre, inşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün sigortalı işe giriş bildirgesi verilebilir. Yine, SGK'ya ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde; ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmesi halinde bildirim süresi içinde yapılmış sayılır. Belirtmemiz gerekir ki; SSİY madde 11'e göre, ilk işyerindeki çalışmasına ait sigortalı işe giriş bildirgesi Kurum'a verilerek, tescil işlemi yapılmış olan sigortalının, naklen ve hizmet akdi sona ermeden aynı işverenin aynı ya da başka ünitede tescil edilmiş diğer işyerinde çalışmaya başlaması hâlinde, yasal süresi dışında yapılan bildirimler de süresinde yapılmış sayılır hükmü işe giriş bildirgesinin SGK'ya mutlaka verilmesine ama süresi dışında verilmemesi halinde ise ceza uygulanmamasına işaret etmektedir. .

C- İŞTEN ÇIKIŞ BİLDİRGESİNE BAĞLI CEZALAR

Kanun'un 9. maddesine göre, işverenler, 4/a kapsamında sigortalılığı sona eren kişilere ilişkin işten çıkış bildirgesini işten ayrılış tarihini takip eden 10 gün içinde e-sigorta yoluyla SGK'ya bildirmekle yükümlüdür. Yapılan düzenleme 1 Ağustos 2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten sonra işten çıkanlara ait işten çıkış bildirgesini 10 gün içinde vermeyenlere bir asgari ücret tutarındaki cezalar uygulanmaya başlamıştır.

D- AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNE BAĞLI CEZALAR

Sigortalının, SGK'nın sunduğu kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından hizmet alabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmiş olması tek başına yeterli olmaz. Bunun için işverenlerin ayrıca sigortalının sosyal güvenlik sicil numarasını, ad ve soyadını, sigorta primine esas kazançlar tutarı ile prim ödeme gün sayılarını gösteren ve aylık prim hizmet belgesi (APHB) adı verilen bildirgeyi yasal süre içerisinde SGK'ya e-Sigorta yoluyla vermesi gerekir. APHB en geç çalışmanın geçtiği ayı takip eden 23. gün sonuna kadar verilmelidir. APHB'nin yasal süre dışında ya da e-sigorta yoluyla değil de kağıt ortamında verilmesi fiilleri için uygulanacak idari para cezaları, düzenleme nedenlerine bağlı olarak ayrı ayrı belirlenmiştir. Bunların ilki, verilen belgenin asıl ya da ek olması, diğeri ek belgenin Kurum tarafından resen düzenlenmesi, sonuncusu ise ister asıl ister ek belge olsun, APHB'nin süresinde SGK'ya verilmediğinin Kanun'da sayılan hallerden birisi ile saptanması ve akabinde belgelerin düzenlenmesi halidir(7).

Aylık prim ve hizmet belgesini belirlenen süre içinde vermeyenlere her bir fiil için;

- Belgenin asıl olması halinde aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin beşte biri tutarında,

- Belgenin ek olması halinde, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında,

- Ek belgenin 86. maddenin beşinci fıkrasına istinaden Kurum'ca re'sen düzenlenmesi durumunda, (Ek-10 Bilgi formunun verilmemesi ya da eki belgelerin geçersiz sayılması hali) aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin yarısı tutarında,

- Belgenin mahkeme kararı, Kurum'un denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde ya da bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden, hizmetleri veya kazançları Kurum'a bildirilmediği veya eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması halinde, belgenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın, aylık asgari ücretin iki katı tutarında, idari para cezası uygulanmaktadır.

5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde düzenlenen idari para cezası hükümleri temelde yürürlükten kalkan 506 sayılı Kanun'un 140. maddesi hükümleri ile paralellik göstermekle birlikte ceza miktarları her ay için toplamda 3 asgari ücretten 2 asgari ücrete düşmüş, ek  prim ve hizmet belgesinin süresinde verilmesi hali için asgari ücretin sekizde biri oranında uygulanan ceza miktarı, sigortalı sayısının asgari ücretin sekizde biri ile çarpılması sonucunda bulunan rakama yükselmiştir.

Fiillere uygulanacak idari para cezalarında değişiklik meydana geldiği için işverenin lehine olan idari para cezasının uygulanması gerekir. O halde fiilin işlendiği tarih 01.10.2008 öncesi olan 2008/Ağustos ayı ve öncesindeki dönemler için ek APHB verilmesine dayalı  ceza miktarı asgari ücretin sekizde biridir. APHB'sinin res'en düzenlenmesi ya da süresi dışında işverence kendiliğinden verilmesi halinde de fiilin işlendiği tarihin üzerinde durulmaksızın uygulanabilecek ceza miktarı en fazla 2 asgari ücretle sınırlıdır.

E- AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİN ASILMAMASINA BAĞLI CEZALAR

İşverenler, aylık prim ve hizmet belgesinin bir örneğini, sigortalının çalıştığı işyerinde, belgenin Kurum'a verilmesi gereken günden başlanarak müteakip belgenin verilmesi gereken sürenin sonuna kadar, sigortalıların görebileceği bir yere asmakla yükümlüdür. Günümüzde çalışanlar sigortalı gösterildiklerini veya prime esas kazanç miktarlarını elektronik ortamda sorgulayabildiklerine göre aylık prim belgesinin asılmaması fiiline ceza uygulanması ya da en azından asgari ücretin iki katı tutarı gibi yüksek bir ceza uygulanmasının sorgulanması gerektiği açıktır(8).

F- KAYIT VE BELGELERE BAĞLI CEZALAR

Sigortalı bildirimlerinde işverenin beyanı asıl olmakla birlikte SGK her zaman işvereni denetleyebilmekte, yasal kayıt ve belgelerini memurları aracılığı ile inceleyebilmektedir. İşverenlerin tutmak zorunda oldukları defterlerle dayanağı belgeler, APHB'nin dayanağı belgeler niteliğinde sayılır. Bu nedenle ihbar, şikayet, genel denetim ya da işverenin prim belgelerini yasal süresi dışında vermesi durumunda yasal kayıt ve belgeler Kurum'un denetim ve kontrolle görevli memurları olan SGK Müfettişleri ile Kontrol Memurları tarafından incelenmek üzere işverenden istenir. İşverenler kendilerinden istenilen yasal kayıt ve defterler ile prim belgelerinin dayanağı olan belgeleri 15 gün içersinde ibraz etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işverenlere uygulanacak para cezaları tutmakla yükümlü oldukları defterlere göre değişkenlik gösterir. Buna göre;

- Bilânço esasına göre defter tutmakla yükümlü olanlar için, aylık asgari ücretin oniki katı tutarında,

- Diğer defterleri tutmakla yükümlü olanlar için, aylık asgari ücretin altı katı tutarında,

- Defter tutmakla yükümlü değil iseler, asgari ücretin üç katı tutarında

idari para cezası uygulanır.

İşverene ait yasal kayıt ve belgelerin Kurum'un denetim ve kontrolle görevli memurlarınca incelenmesi sonucunda;

- Kullanılmaya başlanmadan önce tasdik ettirilmesi zorunlu olduğu hâlde tasdiksiz tutulmuş olan defterlerde sigorta primine esas kazanç ödemeleri bulunan ilgili aylara,

- Kanunî tasdik süresi geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olan defterlerin tasdik tarihinden önceki sigorta primine esas kazanç ödemeleri bulunan ilgili aylara,

- İşçilikle ilgili giderlerin işlenmemiş, eksik veya fazla işlenmiş olduğu tespit edilen defterlere ilişkin aylara,

- Gerçek ve fiilî çalışmaya dayanmadığı hâlde, kayıt ve belgelerde ücret tahakkuk veya ödemesi bulunan aylara,

- Sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançların kesin olarak tespitine imkân vermeyecek şekilde usulsüz, karışık veya noksan tutulmuş defterlere ait aylara,

- Herhangi bir ay için sigorta primleri hesabına esas tutulması gereken kazançların ve kazançlarla ilgili ödemelerin o ayın dâhil bulunduğu hesap dönemine ait defterlere işlenmemiş olması hâlinde o aylara,

- Vergi Usul Kanunu gereğince bilanço esasına göre defter tutulması gerekirken işletme hesabı esasına göre tutulmuş defterlerde, sigorta primine esas kazanç ödemelerinin ilgili olduğu aylara,

- Kanun'un 85. maddesinin (1) fıkrasında getirilen hükümler doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda, işin yürütümü için gerekli olan sigorta primine esas kazanç tutarının Kurum'a noksan bildirilmesi dolayısıyla re'sen tahakkuk yapılan ay veya aylara,

- Durum tespiti, kamu kurum ve kuruluşları ile 5411 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden çalıştığı tespit edilen sigortalıların kaydedilmemiş ücret tediye bordrolarının ait olduğu ay veya aylara,

- Kamu idareleri ile 5411 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlardan alınan kayıtlardan tespit edilen ücretin altında ücret tahakkuklarının bulunduğu aylara,

- Tasdikli sayfalarının dolması üzerine, yeni defter tasdiki yerine, belgeli bilgilerin yazım sayfaları kalmayan defterin tasdiksiz sayfalarına kaydedilen ay veya aylara, ilişkin defter kayıtları geçerli sayılmaz ve her bir geçersizlik hali için (kayıt ibraz edilmemesi haline uygulanacak cezayı geçmemek üzere) yarım asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır.

Ayrıca, işyerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti (aylık, haftalık, gündelik, saat veya parça başı ücreti), ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasını ihtiva etmeyen ücret tediye bordroları da geçersiz sayılacağından her bir geçersiz ücret tediye bordrosu için aylık asgari ücretin yarısı tutarında ceza uygulanır.

Kayıtların ibraz edilmemesi ya da eksik ibraz edilmesi halinde kayıt ibraz tebligatının alındığı tarihi takip eden 15. gündeki, kayıt geçersizliği halinde ise geçersizliğe ait ayda yürürlükte bulunan asgari ücret dikkate alınarak cezalar belirlenir.

IV- İDARİ PARA CEZALARINDA TAHAKKUK ZAMANAŞIMI

5510 sayılı Kanun'un 102. maddesine göre, idarî para cezaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar. Mülga 506 sayılı Kanun'un 140. maddesinde zamanaşımı süresi 5 yıl olarak belirlenmişti.

İşverenlerin en çok yakındığı konulardan bir tanesi Kurum'un idari para cezalarında zamanaşımı süresine dikkate almadığıdır. Belirtmek gerekir ki; işverene idari para cezası uygulanmasının ön koşulu cezanın hukuka uygun olmasıdır. Tahakkuk etme açısından zaman aşımına girmiş bir fiil için ceza uygulanmasının hukuka uygun olmadığı açıktır. İdari para cezalarında zaman aşımı sürelerinin 5 yıldan 10 yıla çıktığı dikkate alındığında hangi dönemlere ait para cezalarının zamanaşımına girdiği aşağıda belirlendiği gibi olacaktır.

Fiil tarihi bildirgenin verilmesi gereken son gündür. İdari para cezalarında zamanaşımı başlangıç tarihi fiilin işlendiği tarihtir. Cezanın tahakkuk açısından zamanaşımına girip girmediğinde belirleyici olan fiilin işlendiği tarih ile cezanın tebliği arasında geçen süredir. Fiilin işlendiği tarih ile 1 Ekim 2008 tarihi arasında geçen süre 5 yıl ise o ceza artık zamanaşımına girmiştir. Şayet Fiilin işlendiği tarih ile 1 Ekim 2008 tarihi arasında geçen süre 5 yıldan az ise bu kez fiil tarihi ile cezanın tebliğ tarihi arasında geçen sürenin 10 yıl olup olmadığına bakılacaktır.

Örnek: 15.09.2003 tarihinde işe giren ve 2003/Eylül ayına ait aylık prim bildirgesi ile 2003/III. dönem bordrosu verilmeyen sigortalı açısından değerlendirme yaptığımız takdirde,

- İşe giriş bildirgesi açısından fiil tarihi 14.09.2003'tür. Ceza tebliğ edilmemişse 5 yıl zamanaşımı süresi 1 Ekim 2008 tarihinde dolduğu için tahakkuk açısından ceza zaman aşımına uğramıştır. Uygulanmaması gerekir.

- Aylık prim bildirgesi açısından fiilin işlendiği tarih 30.10.2003,  4 aylık dönem bordrosu açısından fiilin işlendiği tarih 31.01.2004 olduğundan, 1 Ekim 2008 tarihinde 5 yıllık zamanaşımı dolmamış bu nedenle zamanaşımı 10 yıla yükselmiştir. Bu nedenle 2003/Eylül ayına ait aylık prim bildirgesi 30.10.2013, 2003/III. dönem bordrosu 31.01.2014 tarihi içerisinde tebliğ edilmek suretiyle muaccel borç sıfatını kazanacaktır.

Tahakkuk açısından zamanaşımına girmiş cezalar;

- İlk defa sigortalı çalıştırmaya başlama tarihinin 30 Eylül 2003 ve öncesine ait işyerlerine ait işyeri bildirgelerinin süresinde verilmemesi için,

- İşe giriş bildirgesinin son verilmesi gereken sürenin 30 Eylül 2003 tarihi olduğu ve süresinde verilmemiş olan sigortalı işe giriş bildirgeleri için,

- Verilmesi gereken son günün 30 Eylül 2003 olduğu 2003/Ağustos ayı ve öncesine ait aylık prim bildirgeleri ile 4 aylık dönem bordrolarının süresinde verilmemesi fiili için,

- 5 yıllık saklanma süresini 1 Ekim 2008 tarihinde dolduran 2002 yılı ve öncesine ait yasal kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi ya da ibraz edilmekle birlikte geçersiz sayılması fiili için zamanaşımı dolması nedeniyle idari para cezası uygulanmaması gerekir. Bu dönemler için idari para cezası uygulanan işverenlerin itiraz etmesi durumunda SGK uygulanan cezaları iptal etmelidir.

V- SONUÇ

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre hizmet akdine dayalı olarak işçi çalıştıran işverenler Kanun'un kapsamına girmektedir. Kanun kapsamına girmekle birlikte işverenler için bir takım yasal yükümlülükler başlamaktadır. Bildirge adı verilen belgelerin Kurum'a e-sigorta yoluyla verilmesiyle birlikte yükümlülük ortadan kalkmaktadır.

İşveren bildirime bağlı yükümlülüklerin en önemlileri;

- İşyeri açılış veya devir bildirgesi verme,

- Sigortalı işe giriş ve sigortalı işten çıkış bildirgesi verme,

- Aylık prim ve hizmet bildirgesi verme,

- Aylık prim ve hizmet belgelerinin dayanağı olan yasal kayıt ve belgelerin 10 yıl süreyle saklanmasıdır.

Bildirime dayalı yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin en önemli müeyyidesi uygulanan idari para cezalarıdır. SGK tarafından para cezalarına muhatap olmak istemeyen işverenlerin bildirim yükümlülüklerini yasal süre içersinde aksatmadan yerine getirmeleri gerekmektedir. Bildirim yükümlülüğünü aksatmanın uygulanacak ceza yanında işverenine emeğini sunan sigortalıları da bazı haklardan mahrum edeceği unutulmamalıdır.

Mustafa KURUCA*

Yaklaşım

*    İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürü, Doktora Öğrencisi

(1) 16.06.2006 tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) Ali GÜZEL - Ali Rıza OKUR - Nurşen CANİKLİOĞLU, Sosyal Güvenlik Hukuku, Beta Yayınevi, 12. Baskı, İstanbul 2009, s.154

(3) Mustafa KURUCA, 'Sosyal Güvenlik Hukukunda İdari Para Cezaları', Mali Çözüm, Sayı: 93, Mayıs-Haziran 2009, s. 234

(4) A.Can TUNCAY, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, Beta Yayınları, İstanbul 1996, s.187

(5) 12.05.2010 tarih ve 27579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

(6) Yusuf ALPER, Sosyal Sigortalar, Ekin Kitabevi, Bursa 2003, s.167

(7) GÜZEL - OKUR - CANİKOĞULU, age, s. 259

(8) KURUCA, agm, s.236