Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Şirket Ortaklarının Sigortalılığının Sona Ermesi Yazdır e-Posta
12 Haziran 2010

Image

31.05.2006 tarihinde kabul edilen 5510 sayılı Kanun’un sigortalı hak ve yükümlülüklerine ilişkin hükümleri,01.10.2008 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olup,5510 sayılı Kanun’un 9. maddesinin sigortalılığın sona ermesi bölümünün b) maddesinin 3. fıkrası, şirket ortaklarının sigortalılığının sonlandırılması ile ilgili hükümleri içermektedir.

Bu madde hükmüne göre, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlanmasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicil memurluğunca tescil edildiği tarih itibariyle sigortalılığın sonlandırılacağı bildirilmiştir.

Aynı zamanda 28.08.2008 tarihli 26981 sayı ile Resmi Gazete’de yayımlanan, Sosyal Sigorta Yönetmeliğinin B- Kendi Adına ve Hesabına Bağımsız Çalışanlar bölümünün;

6. Paragrafı: Tasfiyenin açılmasına mahkemece karar verilen şirketlerin ortaklarının sigortalılıkları sigortalının talebi halinde mahkemenin karar tarihinde sona erer.

8. Paragrafı: münfesih duruma düşen şirketlerin ortaklarının sigortalılıkları sigortalının talebi halinde şirketin münfesih duruma düştüğü tarih itibariyle sona erer denmektedir.

Yukarda bahsettiğimiz Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre 05.03.2009 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 2009-37 Genelge’nin 3.5.3 Şirket Ortaklarının Sigortalılığının Sona Ermesi bölümünün (I) bendinde; “Şirket ortaklarının ortağı olduğu şirketin mahkeme kararı ile iflasın açılmasına, tasfiyesine başlanılmasına veya münfesih duruma düştükleri tarih itibariyle talepleri halinde sigortalılıklarının sona ermesi ile ilgili hüküm 01.10.2008 tarihinden itibariyle uygulamaya konulduğundan bu tarihten önce şirket ortağı olmaları nedeniyle sigortalılıkları başlayan ancak ortağı oldukları şirketin mahkeme kararı ile iflasının açılmasına, tasfiyesine başlanılmasına veya münfesih duruma düşmesine karar verildiği halde bu işlemleri 01.10.2008 tarihinden sonrada sonuçlanmayan şirketlerin ortaklarının talebi halinde de yukarda belirtilen esaslar dahilinde işlem yapılacaktır.”

Örnek-1: 20.07.2008 tarihinde tasfiyesinin açılmasına karar verilen A şirketin mahkemece iflasın 05.02.2009 tarihinde sonuçlansın. Şirket ortakları talep ederek sigortalılıklarını 20.07.2008 tarihinde sonlandırabileceklerdir.

Hal böyleyken özellikle İstanbul ve bazı büyük illerde, ticari faaliyetler çokça şirketler vasıtasıyla yürütülmektedir. Şirketlerin nevi ne olursa olsun şirket ortakları arasında çoğunlukla uyuşmazlıklara ve iflaslara rastlanılmakta, şirketlerin feshi konusunda ortakların anlaşamadığı, ticari faaliyette bulunmadıkları halde hukuki varlıklarını devam ettirdikleri gözlenmektedir. Vergi kaydı yanında meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkar sicil kaydının ve şirket ortaklarının sigortalılığının başlangıç ve sona ermesinin ispat vasıtası olarak kabul edilmesi sonu sermaye artırımına gitmediği için münfesih duruma düşen, iflasına veya tasfiyesine karar verilen ve mali bakımdan vergisi durdurulan veya vergisini ödemeyen dolayısıyla kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması bulunmayan şirket ortaklarının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılması, Bağ-Kur sigortalılığın asli ve vazgeçilmez şartı olan “Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma” şartına uymamaktadır. Uygulamada kurumlar veya gelir vergisinin başlangıç ve bitiş tarihleri ile şirketlerin hukuki varlıklarının başlangıç ve sonlandırılması arasında farklılıklar oluşmakta ve bu farklılıklar bazen yılları bulmaktadır. Bu durumdan dolayı sigortalılığı devam eden şirket ortakları sorun yaşamakta ve bu sorunlar genelde yargıya intikal etmektedir. Bu nedenle sigortalıların mağduriyetinin ve yargıda emek, masraf ve zaman kaybının önlenmesi için 5510 sayılı Kanun’un şirketlerde kayıt silmeyi belirleyen 9. Maddesinin tasfiye, iflas veya münfesih duruma düştüğü tarih itibariyle, sigortalının talebi halinde sonuçlandırılması uygun olacağı Kurumca bildirilmiştir.

Örnek-2: (B) Şirketi 01.11.2009 tarihinde vergi yükümlülüklerini yerine getiremeyecek durumdadır. Ancak ortaklar ya da mahkemece herhangi bir tasfiye başlangıcı olmaması nedeniyle şirketin hukuku varlığı son bulmamıştır. Bu durumda şirket ortaklarının sigortalılıkları firmanın vergi mükellefiyeti bulunmayan 01.11.2009 tarihinde sonlandırılacaktır. Daha önce uygulamada ortaklar kurulu veya mahkeme kararı ile tasfiyeye ya da iflasa başlanılması durumunda sigortalılığın anılan tarihte sonlandırılmasına yönelikti.

II- EMEKLİLİK VE EMEKLİLİĞE HAK KAZANMA DURUMUNDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Ancak sigortalılarında dikkatli olması gerekmektedir. Vergi mükellefiyeti bulunmamakla birlikte şirketin hukuki varlığının devam etmesi nedeniyle, bu kayıtlara istinaden sigortalılığını devam ettirerek emekliliğe hak kazananların kazanılmış haklarına zarar verilmemesi için dikkatli olunması gerekmektedir. Bu tür başvurular kurum yetkilileri tarafından da dikkatlice incelenerek sigortalı aleyhine (hizmet kaybı vs gibi)bir durumun tespiti halinde şirketin tasfiye, iflas veya münfesih duruma düştüğü tarih itibariyle emekliliğinin düşeceğinin sigortalıya izah edilmesi gerekmektedir.

Şirketin tasfiyesi veya münfesih duruma düşmesi emeklilik tarihinden sonra gerçekleşmişse ortakların taleplerine istinaden şirketin tasfiye, iflas veya münfesih duruma düştüğü tarih itibariyle SGDP kesintilerinin durdurularak, tasfiye tarihinden sonra olan kısmın iadesinin yapılması gerekmektedir.

Örnek-3: (C) şirketi 10.05.2009 tarihi itibariyle vergi mükellefiyeti bulunmamaktadır. (A) şirket ortağı sigortalılığını devam ettirerek 20.10.2009 tarihinde emekliliğe hak kazanmıştır. (B) şirket ortağı ise 01.01.2009 tarihi itibariyle emekli olup SGDP kesintisine devam etmektedir. Bu durumda (A) ve (B) sigortalısının durumu ne olur?

Örneğimize göre şirketin vergi mükellefiyetini yerine getirmediği için ticari varlığı devam etse de kendi nam ve hesabına çalışma ilkesine uymamaktadır. (A) ortağı 10.05.2009’dan sonra sigortalılığını devam ettirip emekliliğe hak kazandığı için kayıt silme talebinde bulunursa bu talebi inceleyecek kurum yetkilileri sigortalıyı hizmet kaybı olacağı şeklinde uyarmalıdır. B sigortalısı ise emekli olduğu için talepte bulunup 10.05.2009’dan sonra SGDP kesintisini durdurarak o tarihten sonra ödediği kısmın iadesini isteyebilecektir.

III- SONUÇ

Şirket ortaklarının sigortalılıklarını sonlandırmalarına yönelik bu uygulama vatandaşlar açısından kolaylık sağlayacak yöndedir. Vatandaşlar kendi nam ve hesaplarına çalışmadıklarını ispatlamak için mahkemelerde emek ve zaman harcamayacaklardır. 2009-37 sayılı Genelge ile 01.10.2008 tarihinden sonra uygulamaya konulan sigortalılık sona erdirme kolaylığından, tasfiyesi açılmayan, ortaklar kurulu kararı çıkmayan ama vergi mükellefiyeti bulunmayan şirket ortakları da faydalanabileceklerdir.

Hüseyin YILMAZ*
Yaklaşım
___________________________________________________________

(*) İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Silivri Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürü